Korkutmak ve Dayak

Korkutmak ve Dayak / Yılmaz Erkut / Bir zamanlar Bigadiç / Bilgi Peşinde / Bizim ilçede büyüyüp de, hayatının sonbaharına yelken açan herkes, şu 3 ismi, çok iyi tanır. -Yaralı Ahmet, -Uykucu Mehmet, -Kara Ahmet. Üçünü de görünce korkardık.

Korkutmak ve Dayak

Bizim ilçede büyüyüp de, hayatının sonbaharına yelken açan herkes, şu 3 ismi, çok iyi tanır.
-Yaralı Ahmet,
-Uykucu Mehmet,
-Kara Ahmet. Üçünü de görünce korkardık. 

Yararnazlık yapınca küçükleri şöyle korkuturlardı:

1- Andık geliyor.
2- Uykucu Mehmet geliyor.
3- Kara Ahmet geliyor.
4- Tepegöz geliyor.
5- Öcü geliyor.

Yaralı Ahmet,uzun bir elbise giyerdi. Sanıyorum, tekel binasının oralarda oturuyordu. Hikayesini bilmiyorum. Kaza geçirdiği söylenirdi. Yüzünde şekil bozukluğu ve yara izi vardı.
Konuşmazdı. Çocukken onu görünce, korkup kaçardık.

Bir de, 'Uykucu Mehmet' vardı. Aklı yerinde değildi. Sakallı gezerdi. Onun da hikayesini bilmiyorum. Görünce, korkup kaçtığımızı hatırlıyorum. Yaramazlık yapan çocukları, 'Uykucu Mehmet geliyor' diye korkuturlardı. 

Bir gün sabaha karşı, dedemlerin bodrumuna girmiş; Anneannem de, sabah namazı için abdest almaya indiğinde; alacakaranlıkta, elinde kavunla, uykucu Mehmet'le karşılaşmış. Korkudan,az daha ölüyormuş.
Günlerce, kendine gelemedi.

Görünce korkup kaçtığımız bir diğer kişi Kara Ahmet' ti. Şu an kapalı pazaryeri olan,Belediye garajında bekçiydi. Cildi oldukça esmerdi. Çok iyi kalpli bir adamdı. Çocukları korkutmayı çok severdi. Onun korkusundan, garajın önünden geçemezdik. Çocukları korkutmak için, peşlerinden koşardı. Altını ıslatan çok olurdu. Yaramazlık yapanlara; 'Kara Ahmet geliyor' derlerdi.

Yaramazlık yapan çocukları korkutmak; aileler için,bir eğitim şekliydi. Halbuki yaramaz çocuk, akıllı ve yaratıcı çocuktur. İnegöl'de bir hastam, bu durumu şöyle ifade etmişti; 'Deli danadan, iyi öküz olur'

Bir başka eğitim modeli de, dayaktı. Daha düne kadar, askerde bile, koca koca adamlara dayak atılırdı. Okullarda, döven öğretmenler iyi öğretmen sayılırdı. Otorite kurmanın yolu, ufacık çocukları dövmekten geçerdi. Bizim kuşaktan, öğretmenlerinden dayak yemeyen; ya da kulağı çekilmeyen, çok az kişi vardır. Hem ana-babalar, hem öğretmenler, hem subaylar; dayak atmayı, bir eğitim modeli olarak algılarlardı.

Öğretmenin vurduğu yerde, gül biterdi. 
Dayak, cennetten çıkmaydı.

Böyle bir anlayışla büyüyen insanlar; büyüyünce, eşine ve çocuklarına şiddet uygulamay, olağan görürdü. Simdi okullarda ve askerde bu tarz uygulamalar kalmadı. Toplumda değişım.kolay olmuyor.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz