Korona ile yaşam

Korona virüs ile yaşam / Erhan Oktay / Bigadiç / Korona Virus, ilk kez dünyada Çin’in Wuhan eyaletinde görülen, oradan da İtalya ve tüm dünya ülkelerine yayılan (Pandemik), yani kıtaları tehdit eden yayılma eğiliminde olan, bulaşıcı bir Viral Enfeksiyon hastalıktır.

KORONA İLE YAŞAM

Korona Virus, ilk kez dünyada Çin’in Wuhan eyaletinde görülen, oradan da İtalya ve tüm dünya ülkelerine yayılan (Pandemik), yani kıtaları tehdit eden yayılma eğiliminde olan, bulaşıcı bir Viral Enfeksiyon hastalıktır. 

Bu konuyla ilgili bir köşe yazımda da, bu Corona virus enfeksiyonundan detaylı olarak bahsetmiştim. Hatta biyolojik ajan olarak bazı ülkelerce Biyolojik Terörizm amacıyla kullanılmış ya da denenmiş olabileceğinden söz etmiştim. Korona Virus Enfeksiyonunu daha iyi anlayabilmek için öncelikle, bu enfeksiyona sebebiyet veren virusun özelliklerini ifade etmek gerekmektedir.  Corona virüsler yapı olarak; tek zincirli, pozitif polariteli, zarflı RNA virüsleridir. Pozitif polariteli oldukları için RNA'ya bağımlı RNA polimeraz enzimi içermezler, ancak genomlarında bu enzimi kodlarlar. Yüzeylerinde çubuksu uzantıları vardır. Bu çıkıntıların Latince'deki “corona”, yani “ TAÇ ”anlamından yola çıkılarak, bu virüslere Coronavirus (taçlı virüs) adı verilmiştir.

Coronaviruslar, Coronaviridae ailesi içinde yer alırlar. Zarflı ve tek sarmallı yapıya sahip RNA virüsleridir, başlıca dört tür olarak sınıflandırılırlar. Bunlar Alfa, Beta, Gama ve Delta Corona virüsler olarak adlandırılmaktadır. İnsan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedirler. Virus, yabani ve evcil hayvanlarda görülebilmektedir. Ancak bu virusun sebep olduğu ölümcül hastalıkla daha önce karşılaşılmamış olduğu için hastalık etkeninin insandan hayvana, hayvandan da insana bulaşabileceğine dair kesin ve net şekilde kanıtlar, bulgular bulunmamaktadır. Corona Virusun sebep olduğu hastalıklar;  basit soğuk algınlığından tutunda ciddi Akut Solunum Sendromuna SARS’a kadar değişkenlik gösterebilmektedir. Bunun yanında bronşit, zatürre v.s. enfeksiyonlara da sebebiyet vermektedir. İnsan ve hayvanlarda çeşitli derecelerde respiratuar (solunum), enterik (bağırsak), hepatik (karaciğer), nefrotik (böbrek) ve nörolojik (sinir) tutulumlarıyla seyreden klinik tablolara neden olabilmektedir. Bu klinik tablolar müstakilen tek başına görülebilirken, komplike yani birkaç organ ve sistem tutulumuyla da seyreden daha ağır ve vahim pronoz (seyir) da gösterebilmektedir.

Ülkemizde bu sağlık konusunun yoğun bir gündem konusu oluşturduğu çok zor bir süreçten geçmektedir. Ülkemizde siyaset, ekonomi, sanayi, üretim, ziraat, hayvancılık, askerlik, inşaat v.s. hiçbir şey konuşulmamaktaydı, ancak artık korona ile iç içe yaşamayı öğrendik. Tamamen konumuz Halk ve Ülke Sağlığı halinde ve önlemler şeklinde seyretmektedir. Toplumumuzun Sağlığı en üst seviyede korunmaya takip ve kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Konuyla ilgili olarak aşı çalışmaları, serum, ilaç ve tedaviye yönelik monoclonal antikor çalışmaları derken, artık korona ile iç içe yaşamayı öğrendik ve koronaya alıştık. Ama korona insanlık alemine çok büyük zararlar verdi, çok canlar aldı, çok canlar yaktı. 

COVİD-19, şeklinde bazı yerlerde yapılan bilgilendirmelerde Corona Virus Enfeksiyonu etkeninin 2019 yılında tespit edilen tipi anlaşılmaktadır. Bu virüs başta enfeksiyon etkenini taşıyan kişilerle temasla ve solunum yoluyla geçebileceği gibi hapşırma yoluyla oluşan asılı halde bulunan damlacıkların alınmasıyla da olabileceğini daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Ancak bu virüs ve yaymış olduğu bulaşıcı salgın şeklinde seyreden enfeksiyon hakkında bilim dünyasının elindeki bilgilerin hepsi ispatlanmış ve kesin bilgiler niteliğinde değildir. Çünkü her hastalık etkeni gibi covid-19 da maalesef mutasyon geçirmekte ve başkalaşım değişim yaşamaktadır.
COVİD-19, yüksek ateş, kuru öksürük ve nefes almada zorluk solunum yolları sıkıntısı gibi belirtilere sebebiyet vermektedir. Bu belirtilerin biri veya birkaçı görülmesi halinde hemen kendimizi izole edip, diğer kişilere bulaştırma riskini ortadan kaldırarak, en yakın sağlık kuruluşuna maske takmak ve enfeksiyon yayılma zincirini kırarak müracaat etmeliyiz. Hastalık esnasında görülen belirtiler tabii ki sadece bunlarla sınırlı kalmamaktadır. Bitkinlik, yorgunluk, kırgınlık, kusma, ishal, titreme, boğaz ağrısı ve baş ağrısı gibi genellikle enfeksiyonlar da görülen genel belirtileri de gösterebilmektedir.

Devlet Sağlık kuruluşu ile yetkililerin Sağlık Bakanlığı tedbirlerine harfiyen uymak zorundayız. Çok zorunlu olmadıkça evden dışarı çıkmamalıyız. Ben bu hastalığın risk grubu içerisinde değilim gibi yanlış düşüncelerle rahat hareket içerisinde bulunmayacağız. Bana bir şey olmaz ben sağlamım yaklaşımı bencil ve egoist bir yaklaşım biçimidir. Ülkemizde 2 günlük bir bebeğin Corona Enfeksiyonu ile enfekte olduğunu, İran ve İspanyada 2,5 ve 6 yaşında çocuk ölümlerinin olduğunu unutmayacağız. Çünkü bu virüs daha kendisini insanlara ve bilim dünyasına tanıtmadı, bu virusun genetik şifreleri kodları henüz çözülmedi. Sadece bu virüs ve yarattığı enfeksiyon pandemi değil, doğada bilim ve teknolojinin, tıbbın halen çözemediği pek çok sırlar yer almaktadır. Bilim insanları, olanca çaba ve gayret sarf ederek bu olayın şifrelerini çözmeye çalışmaktalar. Dünyamızda ve ülkemizde pek çok sağlık çalışanı, bu enfeksiyon sebebiyle birinci derece olarak, risk ve tehdit altındadır. Hayatları pahasına insanlığa ve topluma hizmet etmeye çalışmaktalar. Dünyada ve ülkemizde de şu ana kadar pek çok hekim bu enfeksiyon sebebiyle hayatlarını kaybettiler. Bende bir hekim olarak, bu olaylardan hastalığın vermiş olduğu tahribattan büyük üzüntü duyduğumu belirtmeden geçemeyeceğim.  

Bu enfeksiyonun en önemli hususu, bulaşmanın önüne geçilebilmesi için, korumaya yönelik önlem ve tedbirlerin harfiyyen uygulanmasıyla mümkün olabilmektedir. Enfekte kişilerden uzak durmalıyız, sokağa ve kalabalık ortamlara mümkün olduğunca çıkmamalıyız, çıkılması zorunlu olması hallerinde de gerekli ve zorunlu sağlık tedbirlerini uygulamalıyız. Kişisel ve Genel Hijyen tedbirlerine kesinlikle uymalıyız. Sağlıklı ve dengeli halde beslenmeliyiz. Ellerimizi sık sık sabunla en az 20 saniye boyunca yıkamalıyız, bulunduğumuz ortamı sık sık havalandırarak hava sirkülasyonunu sağlamalıyız, taze ve enfekte olmamış temiz hava solumalıyız. Moral ve motivasyonumuzu çok yüksek tutmalıyız, stress, sıkıntı ve psikolojik gerginliklerden uzak olmalıyız. 

Milletimizin tarih sayfasındaki her mücadeleyi kazandığı gibi bu korona illeti mücadelesini de kazanacağından hiç şüphem yoktur. Türk Milleti çok mücadeleci ve büyük bir millettir. Yeter ki, AKLIN, VİCANIN ve BİLİM’ in yol gösterdiği şekilde, ön yargısız ve SAĞDUYULU davranalım. Dünya Nüfusunu acımasızca katleden bu biyolojik silah, nasıl ki her gün evrimleşmek ve mutasyon geçirmek suretiyle yeni kimlik kazanıyorsa, kazanmış olduğu bu yeni kimlik alacağımız tedbirlerle, aşı ve ilaç üretimleriyle, virüs mutasyonunun olumlu (pozitif) yönde mutasyon geçirmesiyle çok kısa bir süre içerisinde yok olarak insanlık ve bilim dünyası bu virüs savaşını kazanacak inancını taşımaktayım. Unutmayalım ki, dünyamız evrende var olduğu süreç içerisinde bu tip sınavlardan sürekli geçmiş, insanların dikkat, özen ve sağduyusuyla içerisinden başarıyla çıkmıştır. Bu süreci de, dünyamız ve ülkemiz insanlarının hayırlısıyla atlatacağından en ufak bir endişem yoktur.

Yeter ki,  Salgını ve Bulaşıcılığı Kontrol edelim ve etkin önemlerle savaşalım, EVDE KALALIM. Maske, hijyen ve mesafe kurallarına uyalım, kural ihlalleri yapmayalım. Kişisel ve genel hijyen tedbirlerine mutlak suretle uyalım. Bunları yapmadığımız takdirde hastalık kendi kendine yok olmaz, mücadelesiz hiçbir savaş kazanılmaz. Bu duygularla tüm ülkem insanına ve dünya insanına bilim dünyasına hastalıklardan uzak neşeli, mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler, mutlu yarınlar diliyorum.     

Erhan Oktay

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Diğer Web Sitelerimiz