6.Filo.

Yıl 1962. Çocuk, ortaokul son sınıfınta öğrenciydi. Paşakapısı Orta Okulu, Boğaz'ı gören bir noktaya kurulmuş. Okulun Boğaz'a bakan pencerelerinden manzarayı seyretmek doyumsuzdu. Çocuk, sınıfta Boğaz'a bakan pencerenin yanında oturuyordu. Zaman zaman dersi dinliyor, zaman zaman da Boğaz'ı seyrediyor, Boğaz'dan geçen gemilere bakıyordu.

6. FİLO

Yıl 1962. Çocuk, ortaokul son sınıfınta öğrenciydi. Paşakapısı Orta Okulu, Boğaz'ı gören bir noktaya kurulmuş. Okulun Boğaz'a bakan pencerelerinden manzarayı seyretmek doyumsuzdu.

Çocuk, sınıfta Boğaz'a bakan pencerenin yanında oturuyordu. Zaman zaman dersi dinliyor, zaman zaman da Boğaz'ı seyrediyor, Boğaz'dan geçen gemilere bakıyordu.
Bir gün sınıfa geldiğinde, Dolmabahçe Sarayı'nın önüne bir geminin demirlediğini gördü. Bu nasıl bir gemiydi? Üstünde uçaklar bile vardı. Çok ürkütücü bir görüntüsü vardı.
Çocuk gemiyi incelemeye koyuldu; ancak tüm ayrıntıları göremiyordu. Bu gemi çok farklıydı. Şimdiye kadar gördüklerine hiç benzemiyordu. Merakı iyice arttı. Okul çıkışı Dolmabahçe'ye gidip belki daha yakından görebilirdi. Derslerin bitmesini sabırsızlıkla bekledi. Dersler biter bitmez eve gitti, kitaplarını bıraktı, üstünü değiştirdi ve Üsküdar'dan Kabataş'a arabalı vapurla geçti. Yürüyerek Dolmabahçe'ye gitti.

Gemi daha yakından görünüyordu. Sahilde, insanlar ve özellikle şık bayanlar vardı. Gemiye bakıp konuşuyorlardı. Çocuk ise gemiye daha yakın bakmanın keyfini sürüyordu.
Bir ara gemiden gelen bir motor, kıyıda bekleyenleri alıp uçak gemisine götürdü. Çocuk da bayanların arasında motora binmişti. Motorda Amerikalı askerler vardı.
Motor, uçak gemisine yanaştı ve içindekiler uçak gemisine geçtiler. Çocuk hiç ummadığı bir şekilde uçak gemisine gelmişti.

Kıyıda bekleyenlerin davetli olduğunu, gemiden gelip kendilerini alacak motoru bekleyen protokole mensup kişilerin eşleri olduğunu konuşmalardan anladı; ama olan olmuştu. Şimdi uçak gemisindeydi. Uzaktan da olsa görmek istediği geminin içini gezdiriyor, bilgi veriyorlardı. Çocuk İngilizce anlamasa bile gördükleri ona yetiyordu. Uçak bir şehirden farksızdı. İçinde bir sürü kat vardı. Katlar arasında asansörler çalışıyordu. Her tarafta insanlar vardı. Âdeta kalabalık bir şehirdi.

Geminin üstünde uçaklar görülmeye değerdi. Geminin alt katlarında sosyal tesisler, spor sahaları, her şey vardı. Bu şehirde yok yoktu.

Uçak gemisinin gezilmesi bitince, grubu bir basket sahasının bulunduğu spor alanına aldılar. Burada masa üzerine koyulmuş kuru pasta türü yiyecekler vardı. Masanın yanın¬da da bir kahve makinesi duruyordu.Bu ikram masası, hem misafirler hem de görevli askerlerden isteyenin kahve ve pasta alması için kurulmuştu.

Grup, masanın etrafını çevirdi. Kuru pastalardan aldı. Masanın etrafında sohbet başladı. Çocuk da biraz kuru pasta aldı. Grubu dışardan izliyordu; çünkü grupta tanıdığı yoktu. Bir şeyler almaya gelen askerler de masanın etrafındaki grubu görünce geri dönüyorlardı. Misafirleri rahatsız etmek istemedikleri belli oluyordu.

Masanın etrafındaki bayanlar bir taraftan kuru pastaları yerken diğer taraftan da çantalarına doldurmaya başlamışlardı. Salona giren askerler şaşkınlıkla kadınları seyrediyordu. Çocuk utancından kıpkırmızı olmuş, gruptan iyice uzaklaşmıştı.

Zenci askerlerin gözündeki şaşkınlığı gördükçe utancından yerin dibine giriyordu. Birkaç saniyede masanın üzerinde hiçbir şey kalmamıştı. 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com