Matematik

Yıl 1963. Çocuk, ortaokulu bitirene kadar matematikten hiç hoşlanmazdı. Artık ortaokulu bitirmiş, liseye başlamıştı. Lise birde matematik dersi iki bölümden oluşuyordu: cebir ve trigonometri. Matematik kitabının baş tarafında cebir bölümü vardı. Trigonometri ise kitabın öteki yarısındaydı. Matematik öğretmenleri derse cebirle başlamıştı. Tek bilinmeyenli cebir denklemlerini çözmek, çocuğa çok eğlenceli gelmişti. Bilmece çözüyordu sanki.

Matematik 

Yıl 1963. Çocuk, ortaokulu bitirene kadar matematikten hiç hoşlanmazdı. Artık ortaokulu bitirmiş, liseye başlamıştı. Lise birde matematik dersi iki bölümden oluşuyordu: cebir ve trigonometri. Matematik kitabının baş tarafında cebir bölümü vardı. Trigonometri ise kitabın öteki yarısındaydı. Matematik öğretmenleri derse cebirle başlamıştı. Tek bilinmeyenli cebir denklemlerini çözmek, çocuğa çok eğlenceli gelmişti. Bilmece çözüyordu sanki. Matematik bu ise çok eğlenceliydi. Hiçbir dersten bu kadar keyif almamıştı bugüne kadar. Tüm derslere, ders olduğu için çalışmıştı. Şimdi ise matematiği ders olarak değil, âdeta eğlence olarak görüyordu. Devamlı cebir denklemleri çözüyor, çözdükçe de daha çok keyif alıyordu. Artık derslerin ilerlemesini beklemeden öteki konulara ait problemleri de çözüyordu. Kitaptaki problemler bitince de sahaflardan, Tünel'deki kitapçılardan matematik kitapları alıyor, oradaki problemlere kafa yoruyordu.
Matematik Kültür adlı aylık bir dergiye de abone olmuş, orada yayınlanan bayağı zor problemleri de çözecek hâle gelmişti. Çözdüğü problemleri dergiye gönderiyordu. En yeni çözümler arasında adını gördükçe daha da keyif alıyordu.

Lise son sınıfa geçmişti. Kaydını geç yaptırdığı için başka bir sınıfa vermişlerdi. Kimseyi tanımıyordu. En arka sırada oturuyordu. Matematik hocası lise ikinci sınıfın son konularından hatırlatmalar yaparak bu yılki konulara giriş yapmaya çalışıyordu. Delikanlı konuyu biliyordu. Onun kafasına bir geometri problemi takılmıştı, onu çözmeye çalışıyordu. Tahtada ders anlatan matematik öğretmeni delikanlının dersi dinlemediği anlamış, problemine dalmış olan delikanlının başucuna kadar gelmişti. Delikanlı, öğretmenin geldiğini fark etmemişti. Öğretmen, dersi dinlemeyen delikanlının yine matematikle ilgili bir konuyla ilgilendiğini görünce onu tahtaya kaldırdı ve o sırada çözmekte olduğu problemi çözmesini istedi. Delikanlı, tahtaya gitti ve kısa sürede problemi çözdü. Öğretmeni şaşırdı ve delikanlının matematiğe olan düşkünlüğünü anladı. Onu hemen ön sıraya aldı. Artık dersleri o anlatıyor, örnek problemlerin çözümünü delikanlıya bırakıyordu.
Delikanlı öğretmeninin asistanı olmuştu sanki. Sınıfta, matematik problemleri çözme yarışması düzenleniyor, kazanana Matematik Kültür dergisi hediye ediliyordu. Bir gün, on kişilik bir grup oluşturdu. Herkes birer soru hazırlayacak, kütüphanede büyük bir masanın etrafına oturacaklar, herkes hazırladığı soruyu yanındakine verecek, belirli süre sonra soru tekrar yanda kine geçecek, tüm sorular her öğrenciye ulaştıktan sonra çözümler incelenerek en yüksek puan alana, aralarında topladıkları para ile alınan ödül verilecekti. İlk yarışmayı delikanlı kazandı. İkinci hafta yapılan yarışmayı da delikanlı kazanınca hem yarışmayı düzenleyen hem de kazanan o olunca yarışma düzenlemekten vazgeçti.

Artık etrafta çözecek problem aramaya başlamıştı. En zor problemleri çözüyor, çözdükçe de daha zorunu arıyordu. Bazen kendisi problem üretip kendisi çözüyordu.
Matematik sevgisi, onu mühendisliğe yönlendirdi. Zaten lise son sınıftaki matematik öğretmeni de onun İstanbul Teknik Üniversitesi'ne girmesini istiyordu. Delikanlı, İstanbul Teknik Üniversitesi'ne girmekte hiç zorl

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yöresel Temalı Web Sitemiz

Güzellik Temalı Web Sitelerimiz

Sosyal Temalı Web Sitelerimiz

Bilgi Temalı Web Sitelerimiz

Eğlence Temalı Web Sitelerimiz