Babamın Kokusu

Babamın Çam Sakızlı Kokusu / Cenkhan Sandıkçıoğlu / Düşün / Babamı göresim geldi. O’nu benliğimde hissettim, buram buram çam sakızlı kokusunu duyumsadım. Size hiç olmaz mı;

Babamın Çam Sakızlı Kokusu

Babamı göresim geldi.

O’nu benliğimde hissettim, buram buram çam sakızlı kokusunu duyumsadım.

Yanlış anlamayın, laf diye söylemiyorum; Sizi tüm içtenliğimle temin ederim ki doğruyu, tamamen doğruyu ifade ediyorum.

Size hiç  olmaz mı;

Çok sevdiğiniz ama kaybettiğiniz biri gelir de aklınıza, sanki o karşınızdaymış gibi algılayıp,  içinizde hissedersiniz. Başkaları görmezler / bilmezler ama siz sevdiğinizle hemhal olmuşsunuzdur.

Hayır mı, diyorsunuz.

Size hiç olmadı mı böyle bir şey.

Hayret ben herkeste olur sanıyordum;

Yani çok çok sevdiğiniz ama kaybettiğiniz, bir yakınınız; babanız, anneniz, kardeşiniz, bir dostunuz veya sevgiliniz,  Allah göstermesin; dostlardan ırak, çocuğunuz, ne bileyim insan olması şart değil, beslediğiniz  kediniz, köpeğiniz, bir avuç içine ancak sığabilen muhabbet kuşunuzu anımsadığınızda (zaten aklınızdan hiç çıkmazlar ya…)  neler duyumsarsınız, bize anlatabilir misiniz o anlarınızı…

İster açık ister kapalı olsun gözleriniz, ne önemi vardır. Açık bile olsa, O’ndan başkası yoktur gördüğünüz. Belki de, “aman kaçmasın ” diye sımsıkı kaparsınız göz kapaklarınızı. O, artık sizinledir, kaçmaz, bir yerlere gitmez, gidemez, o da sizi arıyordur; özlemiştir.

Nefesini duyarsınız, kokusu burnunuzda mis ...  Anlarsınız.

Keskin, çam sakızı kokusu ile karışmış ten ve ter kokusu… Ve sevgili babacığım içimdedir.

Belki bilirsiniz, çam ağacının salgıladığı çam sakızı kokusunu. Cennetden bir ıtır…

İşte, babam öyle kokardı. Elbette, ten ve ter kokusu da o kokuyla devinir, birlik olup, özgünleşirdi. Hele hele o gün kereste dükkânımızda çıralı bir çam ağacını işlemişse, benim için dayanılmaz bir hal alırdı babamın çam sakızlı kokusu. Sebep yaratıp boynuna sarılır… sarılırdım…

Babam, bütün gün işyerinde çam ağacından kerestelerle içli dışlı; koyun koyuna yaşardı adeta. Kullanılabilir duruma getirilmiş, düzgün kesilmiş, dik dik sıralanmış kalasları bir oradan bir buraya taşır durur, adeta onlarla güreşir; müşterilerin istediği gibi onları hazırlardı. Bunlardan ya masa yapılır, ya evlerin kapı/çerçeveleri  veya çatıları.  … ve belki, dünyasını değiştirmiş bir adem evladının mezar ile baş ve ayakucu tahtaları… Babam, mezar tahtasını hazırladığı kişinin, cenaze namazına mutlaka giderdi.  Alın teri ile kazandığı ekmek parasını, tam anlamı ile hak edebilmek ve sevabı için…

Ben de, tüm halleri ile o dünyanın bir parçası olarak çocukluğumu yaşadım.

Babam öldü. Ama;

İllâ!  Babamın çam sakızlı özgün kokusunu hiç unutmadım. 

O’nu göresim geldiğinde, “ha şimdi, ha şimdi” diye özlemle beklediğim anlarda, babamın çam sakızlı ten ve ter kokusu, damıtılmış bir katmer kor gibi gönlüme düşer, içimi yakar, beni halden  hallere sokar, bir şeyler olurum…           

Cenkhan Sandıkcıoğlu 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Sosyal Medya Sayfalarımız

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Diğer Web Sitelerimiz