Futbol Topu.
Yıl 1956. Çocuk ilkokul üçüncü sınıfı bitirmiş, ailesi İstanbul'dan Malatya'ya taşınma kararı almıştı.
Futbol Topu
Yıl 1956. Çocuk ilkokul üçüncü sınıfı bitirmiş, ailesi İstanbul'dan Malatya'ya taşınma kararı almıştı.
Çocuk, o yaşta çok iyi futbol oynuyordu. Bunu bilen babaannesi, çocuk Malatya'ya dönerken bir futbol topu hediye etmişti. Meşin kaplı bu futbol topu, o zamanlar bir çocuğun sahip olabileceği en değerli hediyeydi.
Aile Malatya'ya gittiğinde, teyzede bir süre misafir kaldılar. Çocuk, teyzenin oturduğu mahalledeki çocuklarla hemen kaynaştı. Hem çok iyi futbol oynuyor hem de futbol topu vardı. Mahalledeki arkadaşları onun futbolunu hayranlıkla izliyorlardı. Belki de bu yetenek babasından geliyordu. Babası da bir zamanlar Vefa Kulübü'nde oynamıştı. İyi bir futbolcuydu. Vefa, o yıllar birinci ligde oynayan bir İstanbul takımıydı.
Aile için bir ev bulununca kendi evlerine taşındılar. Yeni evleri Malatya Hükümet Konağı'nın arkasındaki mahallede idi. Burada çok büyük, boş bir alan vardı. Tüm mahalle çocukları burada toplanır, oyun oynarlardı. Genellikle de futbol oynanırdı.
Çocuğun futbol topunun olması, mahallede hemen popülaritesini artırmıştı. İyi de futbol oynuyordu. Yeni arkadaşlarıyla hızla kaynaştı.Zaman zaman topu getiriyor, takım kurup maç yapıyorlardı. Günün her zamanı da futbol oynamak için uygun olmuyordu. Özellikle öğlen sıcaklarında futbol oynamak hiç çekilmiyordu.
Çocuk genellikle akşam serinliğinde topu getiriyor ve arkadaşlarıyla maç yapıyorlardı. Bir gün maç sırasında top yola kaçtı. O sırada yoldan geçen bir kamyon topu fark etmedi ve topun üzerinden geçti. Top paramparça olmuştu. Bütün çocuklar yasa büründü. Tek eğlenceleri o toptu. Topun hem iç lastiği hem de dıştaki meşin kısmı paramparça olmuştu.
Tüm çocukların eğlencesi ellerinden gitmişti. Futbol oynamaya çok alışmışlardı.
Aradan iki gün geçti. Herkes hüzünlüydü, kimse başka bir oyun da oynamak istemiyordu. Erman ismindeki bir arkadaşları topu tamir edebileceğini söyledi. Tek şartı çocuğun topu istedikleri zaman getirmesiydi. Bu çocuğun hiç hoşuna gitmemişti; ama herkes bu teklife çok sevinmişti. Çocuğa tüm mahalle arkadaşları baskı yaptı. Çocuk topu getirdi. Erman büyük bir titizlikle tüm çocukların heyecanlı bakışları arasında topu tamir etmeye başladı. İlk önce iç lastiği tamir etti. Yama için ilave lastik ve yapıştırıcı kullandı. Meşin kısmı da iğne iplikle dikti. Top eskisi kadar olmasa da gayet iyi duruma gelmişti. Topu şişirdiler, meşin yuvarlak yeniden hayat bulmuştu.
Daha doğrusu mahalle yeniden hayat bulmuştu. Hemen bir takım kurdular, maç yaptılar. Maç bitince çocuk topu aldı evine gitti.
Ancak artık inisiyatif Erman'ın eline geçmişti. Olur olmaz zamanda çocuktan topu getirmesini istiyordu. Bu istekler bazen çocuğun canının hiç top oynamak istemediği anlara denk geliyor, bazen bu istekler güneşin kuvvetli olduğu öğlen saatlerine denk geliyordu.
Çocuk söz vermişti bir kez, topu istedikleri zaman getiriyordu. Bazen kendisi oynamıyor, kenardan seyrediyordu maçı. Giderek mahalledeki çocukların top oynama istekleri, çoğunlukla çocuğun top oynamak istemediği zamanlara denk gelmeye başladı. Böylece çocuk, çoğunlukla maçları dışarıdan izler oldu.
Bunun böyle gitmesi mümkün değildi. Çocuk, Erman'a durumu anlattı. Zamansız top oynama istekleri nedeniyle genellikle kendisi dışarıda kalıyordu. Bundan sonra istediği zamanda topu getirecekti. Kendisi de oynamak istiyordu. Erman kabul etmedi ve "O zaman topu eski haline getiririm." dedi.
Çocuk eve gitti, topu getirdi. Erman topa yaptığı tüm dikiş ve yamaları söktü. Top, tekrar parçalanmış hâline döndü.
Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com