İzmir İktisat Kongresi

İzmir İktisat Kongresi / Tarihi Günler / Bilgi Peşinde / www.bilgipesinde.com / Yeni Türk devletinin temelleri 23 Nisan 1920'de atılmıştı; ancak en önemli sorunun işgalden kurtarılması olması nedeniyle ekonomik sorunlarla fazlasıyla ilgilenilememişti. Kaldı ki Mustafa Kemal askeri başarıların ekonomik başarılar ile taçlandırılmadığı sürece bir anlam ifade etmediğini biliyordu.

1. İZMİR İKTİSAT KONGRESİ

Atatürk'le birlikte Türk devletinin temeli 23 Nisan 1920'de Ankara'da atılmıştı; ama önlerindeki en önemli sorunun ülkenin düşman işgalinden kurtarılması olması nedeniyle ekonomik sorunlarla yeterince ilgilenilememişti.

Buna karşın, Mustafa Kemal askeri başarıların ekonomik başarılarla taçlandırılmadığı taktirde bir anlam ifade etmediğini biliyordu. İşte bu amaçla Mustafa Kemal daha Cumhuriyet ilan edilmeden bu konuya eğildi ve 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi'ni topladı. 

Kongre’nin açılışında uzun bir konuşma yapan Gazi Mustafa Kemal şu ifadeleri kullanmıştır:
Askerlik ve siyaset alanındaki başarılar ne derece büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik başarılarla taçlandırılmadıkça sürekli olmazlar ve kısa zamanda eriyip giderler. Türkiye İktisat Kongresi çok mühimdir. Çok tarihidir.

Bu kongrenin toplanma amacı ekonomik kalkınma için ortak amaçları gerçekleştirecek yöntemleri aramaktı. 

İzmir İktisat Kongresi'nde alınan kararları aşağıdaki şekilde maddeleyebiliriz:
• El işçiliği ve küçük işletmeden derhal fabrikasyon siteme geçilmelidir.
• Devlet yavaş yavaş ekonomik gücü olan organ haline gelmelidir. Özel sektör tarafından kurulan teşebbüsler devletçe desteklenmelidir.
• Özel teşebbüse destek ve kredi sağlayacak iki devlet bankası kurulmalıdır.
• Dışarı ile rekabet edebilmek için sanayi bir bütünlük içinde kurulmalıdır.Yabancıların tekellerinden kaçınılmalıdır.
• Demir yollarının kısa sürede yapılmasına başlanmalıdır.
• İşçilere amele değil işçi denmelidir.
• Sendika hakkı tanınmalıdır.

İktisat Kongresi’nin İzmir’de toplanmasının amacı, İzmir’in büyük bir ticaret merkezi olmasının yanında Yunan ordusunun yakıp yıktığı İzmir’i gazetecilere, Anadolu insanına ve yabancılara göstermektir. Başkanlığını Kazım Karabekir’in yaptığı kongreye tüccar, sanayici, esnaf, çiftçi ve işçilerden oluşan 1135 üye katılmıştır. Kongre’de Azerbaycan ve Sovyetler Birliği elçileri de bulunmuştur.

Kongre’de alınan kararlar, İttihat ve Terakki Fırkası tarafından Birinci Dünya Savaşı yıllarında uygulanmış olan Milli İktisat politikasından izler taşır. Milli İktisat Politikası, Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında kapitülasyonların kaldırılmasının ardından yürürlüğe konmuştur.

Bu politikanın amacı milli burjuvazi yaratmaktır. Bu amaca ulaşmak için devletin bütün iktisadi hayata egemen olduğu, devlet eliyle sanayileşme çabalarının yürütüldüğü, ihracat ve ithalatın kontrol altına alındığı, iç piyasanın korunduğu bir iktisat siyaseti uygulanmıştır. Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmesi, milli iktisat politikasını kesintiye uğratmış ve bu süreçte kapitülasyonlar yeniden yürürlüğe konmuş ve ekonomi yeniden yabancı hâkimiyetine girmiştir.

Ancak Milli Mücadele’nin askerî başarıyla sonuçlanması ve Lozan görüşmelerinin başlamasıyla birlikte ekonomi, memlekette yapılması gereken işlerin en başında görülmüştür. Bu amaçla milli menfaatlere hizmet edecek yeni bir ekonomik yapının inşasına başlanmıştır. Böylece Milli Mücadele’nin başından beri takip edilen tam bağımsızlık anlayışına ekonomik bağımsızlık da dâhil edilmiştir. 

Bu kongreye işçi, çiftçi, tüccar ve sanayici olmak üzere toplam 1135 delege katılmıştır. Kongre "Misak-ı İktisadi" (Milli Ekonomi İlkesi)yi kabul etmiş ve nihayetinde de yukarıda özetlenmeye çalışılan kararlar ortaya çıkmıştır. Bu ilkenin özü ise "Ekonomik gelişmemiz ve kalkınmamız, milli bağımsızlığımız içinde sağlanacaktır. Temel hedef siyasal bağımsızlık gibi ekonomik bağımsızlığın da sağlanmasıdır." 
Kongre ekonomik doktrinlere saplanmamış bilime ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik duruma uyan alka uygun çözümler getirmiştir.Zatem Misak-ı İktisadi'nin taşıdığı bir diğer anlam ise büyük devletlerin ekonomik boyunduruğu altına girmeden kendi kaynak ve çabalarımızla kalkınmanın sağlanmasıdır. 1920 ile 1933 yılları arasında yeni Türk devletinin ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda kalkınmaya hazırlık yılları olmuştur.

1933'ten sonra ise devlet özel teşebbüsün başarısız olduğu alanlara girmiş yeni büyük yatırımlar devlet eliyle yapılmıştır. Bu uygulamadan da devletçilik ilkesi doğmuştur. Nitekim 1933 yılında ilk 5 yıllık plan bu görüşler doğrultusunda hazırlanmıştır. I. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın ardından hemen II. beş yıllık plan hazırlandıysa da II.Dünya Savaşı'nın araya girmesi ile bu plan uygulanamamıştır.
1933 - 1938 yılları arasına Türk sanayisinin planlı kuruluş dönemi denmiştir. 

İktisat Vekili Mahmut Esat Bozkurt yaptığı konuşmada; Türkiye’nin şartlarına göre bir iktisat siyaseti takip edileceğini ifade etti. Buna göre, yeni iktisat siyaseti, ne “bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar” mektebine ne de sosyalist, komünist, etaist (devletçi) veya himaye mekteplerine tabi olacaktı. Yeni Türkiye’nin yeni iktisadi koşullarına göre yeni bir iktisat siyaseti takip edilecek; Türkiye’nin kanunlarına uymak şartıyla yabancı sermayeye izin verilecekti. Ekonomik girişimler, kısmen devlet ve kısmen şahsi teşebbüs tarafından yerine getirilecek; memleketteki çeşitli sınıfların çatışmasını değil, dayanışması ve işbirliğini esas alacaktı.

İzmir İktisat Kongresinin Önemi
Kongre’nin toplandığı tarihlerde Lozan görüşmelerinin, kapitülasyonlar ve Misak-ı Milli konularında çıkan anlaşmazlıklar dolayısıyla kesintiye uğrayacak olması, kongrenin önemini arttıran önemli bir noktaydı. Bu kongre aracılığıyla, İtilaf Devletleri’ne yeni devletin siyasi bağımsızlık kadar ekonomik bağımsızlığa da önem verdiği, kanunlara uymak şartıyla yabancı sermayeye müsaade edileceği ancak tam bağımsızlığın önündeki en büyük engellerden biri olan kapitülasyonlara asla izin verilmeyeceği mesajı verilmekteydi.

Kongre sonunda alınan kararlar neticesinde, karma diyebileceğimiz bir ekonomik model benimsenmiştir. Bu modele göre, özel sektör teşvik edilecek, özel sektörün varlık göstermeyeceği alanlarda devletin ekonomik alandaki faaliyeti esas alınacaktır. Ayrıca özel sektörün gelişmesi için devlet desteği sağlanacaktır. I. Dünya Savaşı’nda hedeflenen ancak başarılamayan İttihat Terakki’nin devlet eliyle milli burjuvazi yaratma politikası böylece yeniden yürürlüğe konmuştur.

Kongre sonunda yayınlanan on iki maddelik sonuç bildirisinde, Misak-ı İktisadi Esasları adı altında bir giriş paragrafı ile milli hâkimiyet, memleketin imarı, orman yetiştirilmesi, madenlerin işletilmesi, eğitim, nüfusun çoğalması, sağlığın korunması ve çalışmak gibi konulardan bahsedilmiştir. Yerli üretimin teşvik edilmesi, lüks ithalatın kısılması, tekelciliğin önüne geçilmesi temel ilkeler olarak belirlenmiştir.

Sonuç olarak,
İzmir İktisat Kongresi’nin amacı, yarı sömürge bir devlet yapısından, tam bağımsız bir yapıya geçişin sağlanması ve bunun kısa ömürlü olmaması için gerekli ilkelerin ortaya konulmasıdır. Bu amaca uygun bir şekilde, Kongre’de alınan kararlarının çoğunluğu, ilk dönem Cumhuriyet hükümetlerinin programlarında geniş bir şekilde yer almıştır.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com