Kendi masalım

Kendi masalım / Sevilay'ın dünyası / Bilgi Peşinde / Ne bekliyorsun, halâ burada ne işin var dedi kendine, durakta bir türlü gelemeyen otobüsünü beklerken… Neler yaşamıştı. “Ağaç dallarının arasından gözüne giren güneşten kendini korumak için bir adım geri atarken “hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını” düşünüyordu.

Kendi masalım

Ne bekliyorsun, halâ burada ne işin var dedi kendine, durakta bir türlü gelemeyen otobüsünü beklerken… Neler yaşamıştı. “Ağaç dallarının arasından gözüne giren güneşten kendini korumak için bir adım geri atarken “hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını” düşünüyordu. Yaşam insanın karşısına siyah ve beyaz yollar çıkarıyor sonra karar vermesini ve yürümesini bekliyordu. Attığı her adımdan sonra da yaşattıkları ile yeni yollar açıyor ve bu böyle sürüp gidiyordu.

Geçmiş geçmişte kalmalı diye düşündü. Ama dokunduğu her şey bazen rahatsız ediyor, onu çok eskilere götürebiliyordu. Halen rüyalarına giren küçücük evini hatırladı. Dişinden tırnağından arttıracak gücü bile olmadan tutmuştu evini. Bir çatı katıydı. Küçüçük bir girişi vardı. Toplasan on adımlık bir kare odayı süslemek için nasılda uğraşmıştı. Çiçek serasına açılan terası hiç unutamıyordu. Yaz akşamları tek nefes aldığı yer orasıydı. Gecenin sessizliğinde hafif rüzgarla savrulan çiçek kokularını içine çekerek otururdu. Ne yapacağını, yaşamını nasıl devam ettireceğini, kalan parasını borçlarını, bazende çaresizliğini, paylaşamadığı mutluluklarını düşünürdü. Ziyarete gelen arkadaşları ile de sohbet ederdi bu terasta . Sık sık meraklı yan komşusunun şu anda hatırlamadığı hayat hikâyesini dinlerdi. Bazen çayını içer, bazen bir kadeh rakısı eşlik ederdi ona. Eski evinin damı akar, suları kesilirdi. Evi ısıtmak çok zor olurdu. Hiç şikayet etmez sonsuz sabrıyla çözümünü bulurdu. Uzun süre piknik tüpünde pişirdiği yemekler ona öyle lezzetli geliyordu ki… Kış ayında evlendiğinde evi buz gibiydi. Buzdolabı da yoktu uzun süre de olmadı. Nasıl olsa her şeyin borcunu harcını o ödüyordu. Soba yakmayı, evi yakmadan öğrendi. Yaşamı dengesizdi. Çalışıyor, kira ödüyor, evi idare ediyordu. Bunun yanı sıra etrafına ben doğru karar verdim. Doğru yoldayım ben haklıyım demese de iyi olduğunu ispat etmeye çalışıyordu. Elindeki tek şey özgürlüğü idi. Kararlarını sorgulamaya korkuyordu. Bu yalnızlığı seviyordu. Tükenmeyen gururuydu onu ayakta tutan. İncindiğinin yüreğinin katılaştığının farkında bile değildi. Ne “kadın” olduğunun farkındaydı ne de kendi değerinin…

Ne zaman yalnız olduğumu farketmeye başlamıştım diye düşündü. Gelen otobüsüne binerken… Hatırlamadı bile. Otobüs, çok şükür, boştu bir yer buldu kendine… Oturduğu yerden dışarı bakarken bir kadın gördü hızlı adımlarla yürüyordu. Kendini hatırladı.

Perşembe akşamları evinin yakınında kurulan, haftalık ihtiyaçlarını aldığı pazara gider, elindeki poşetler ile Doğancılar yokuşunu nasılda tırmanırdı. Yemek pişirir. Nereden geldiğini bile sormadığı eşinin yalan vaatlerini dinlemek üzere masa hazırlardı. Önceleri inanıyordu bu yalanlara. Onunla birlikte hayal kuruyordu. Eşyaları evinden icraya gittiğinde de aylarca aynı hayalleri kurdu. Eşyalarını hacizden kurtaran borçlarını ödeyen yine o olmuştu. Özgürlüğün bedeli ona ağır gelmeye başlamıştı artık. Aç yattı çoğu akşam… Yaşamı zordu da o bunu bir farketseydi. Fark etti sonunda. Yaptıklarını yapamayacak kadar yorulduğunda , düşünemeyecek kadar bittiğinde anladı. Hastalandı uzun süre işe gidemedi. Arkadaşları destek oldu. Ailesi onunla görüşmüyordu. Evliliğin iki kişilik bir kurum olduğunu, yaşamın paylaşılması gerektiğini ve özgürlüğün sadece ailenden ayrı bir evde yaşamak olmadığını, pembe bulutların, beyaz atlı prenslerin sadece masallarda olduğunu geçte olsa anladı.

Çok zordu tozuna bile kıyamadığı binbir emekle kurduğu evini bırakmak. Bir sabah çıktı evinden ardına bile bakamadan…Tüm eşyalarını ihtiyacı olanlara hediye ederek çıktı. Konuşacak sözler bitti, yalanlar bitti, çözümü olmayan beklentiler, boş umutlar bitti. Bitti ama içindeki güven duygusunu, sevgiyi, yaşama tutunmayı nasıl tekrar yeşertecekti. Tekrar nasıl kadın olacaktı.

Otobüsten inerken gülümsüyordu. O geçmişle çoktan hesabını kapatmıştı. Kimseye kırgın değildi. Kendi kararıydı yaşadıkları. Kapattığı her yol, ona yeni yollar açmıştı. Hatalarıyla seviyordu kendini, önemli olan hatalardan ders almaksa onu bile sorgulamıyordu artık. Bunları düşünürken evine yaklaşmıştı. Yaşadıklarının üstünden neredeyse bir ömür geçmişti. Çok yol almıştı. Yeşermişti bütün duyguları eskisi gibi taptaze olmasa da…Ve son kez sordu kendine Mutlu musun ? Mutlu olmak insanın kendi seçimiydi.

Hepimiz kendi masalımızın kahramanıyız. Kendi isteklerimizle kendi masalımızı yazıyor ve bir hayali oynuyoruz. Masallarımızın aşk, dostluk,sevgi, paylaşma, dayanışma ve sizin dolduracağınız tüm değerlerle dolu yaşanmasını ve mutlu sonla bitmesini diliyorum.

iyi geceler,

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

E-Ticaret Sitemiz ve Sayfa Kısa Yolu

Sosyal Medya Sayfalarımız

Diğer Web Sitelerimiz