Ailecek Bigadiçli olduk

Biz Bigadiç'e 1952'de geldik. Babam Binbaşı Zeki Güzey Askerlik Şubesi Başkanı olarak atanmıştı. Önce babam gelip ev tuttu. Sonra bizi getirdi. Şimdi müze olan o zamanki Tekel binasının yakınında, bahçeli, mütevazı bir evdi ilk evimiz. Daha sonra İnönü Caddesindeki "Memur evleri" adıyla bilinen evlerden birine taşındık. (En küçük kardeşimiz Eyüp bu evde doğdu. Bizim için hatırası büyüktür.) Küçük bir bahçe içinde, tek katlı evlerdi bunlar. Genellikle kasabaya gelen memurlar otururdu.

Bir Zamanlar Bigadiç

Biz Bigadiç'e 1952'de geldik. Babam Binbaşı Zeki Güzey Askerlik Şubesi Başkanı olarak atanmıştı. Önce babam gelip ev tuttu. Sonra bizi getirdi. Şimdi müze olan o zamanki Tekel binasının yakınında, bahçeli, mütevazı bir evdi ilk evimiz.

Daha sonra İnönü Caddesindeki "Memur evleri" adıyla bilinen evlerden birine taşındık. (En küçük kardeşimiz Eyüp bu evde doğdu. Bizim için hatırası büyüktür.) Küçük bir bahçe içinde, tek katlı evlerdi bunlar. Genellikle kasabaya gelen memurlar otururdu. Bugün hâlâ bazıları duruyor.

1952'de Bigadiç 3000 nüfuslu şirin bir kasabaydı. Bir tek ilkokul vardı. Ortaokul yoktu.

Ben ve ağabeyim burada Lise olmadığı için İstanbul'a yatılı okullara gittik. Benden küçük olan kardeşlerim ilkokulu burada okudular. Sonra Ortaokul açılmıştı. Orta okulu da burada bitirdiler.

Babamın çalıştığı Askerlik Şubesi Hükümet Binasının içindeydi. Babam şubede görevli erlere binanın bahçesine çam ağaçları diktirdi. Bugünkü o güzel çamların altında ne zaman oturup bir çay-kahve içsem 67 yıl önce o ağaçları diken, sulayan yetiştirenleri düşünürüm. Nur içinde yatsınlar.

O yıllar geceleri elektrikler kesilirdi. Gece saat 12'de elektrikler birkaç defa yanıp sönerek işaret verirdi; biz hemen gaz lambalarını yakardık.

Bigadiç'ten Balıkesir'e sabahları çok erken saatlerde sadece bir defa otobüs kalkardı. Otobüsü kaçırdık mı yandık demekti. Ertesi günü beklemek zorunda kalırdık.

Sebze meyve almak için bir-iki manav vardı. Onlarda da her istediğimiz bulunmazdı. Haftada bir gün kurulan pazarda ne bulursak ona razı oluyorduk.

Yalnız kendi yetiştirdikleri sebzeyi, meyveyi arabalarla getirip ev ev dolaşarak satanlar olurdu. Onlardak alırdık. Arabayla kavun-karpuz, küfeyle üzüm, elma aldığımızı hatırlıyorum. Bir daha bulamayız diye elimize fırsat geçmişken bolca alıyorduk. Tabii o zamanki evlerde yeterince yer vardı.

Bigadiç'in başlıca gelir kaynağı Pamuk ve Tütündü. İnsanlar; zengini, fakiri tarlalarda çalışırdı. Gün ağarmadan at arabalarıyla tarlalara gidilir, pamuklar çapalanır, tütünler toplanırdı.

Evlerde kadınlar, çocuklar çardakların altında tütün dizerlerdi. Benim kardeşlerim bile bitişiğimizdeki çardakta iğnesi 5 kuruştan tütün dizmişlerdir. Çocuklar yaz tatilinde hem eğlenerek vakit geçiriyor hem de harçlıklarını çıkarıyordu.

Düğünlerde kızlar oynarken delikanlılar onları seyreder; adeta ilerde evlenecekleri kişiyi seçmeye çalışırlardı. Hatta erkekler gelmeden kızlar oynamaya başlamazdı.Burada gençler hep birbirini severek evlenirdi. Bigadiç'te hiçbir baba, kızını istemediği birine vermemiştir. Benim Bigadiç'te en çok hayran olduğum şey budur.

Annem babam Bigadiç'i çok sevdiler. Emekli olunca buraya yerleşebiliriz diyorlardı. İstanbul'da dedemizden kalma bir evimiz vardı. Ama onlar, "İstanbul'da siz oturun. Burası bize göre" deyip bir arsa aldılar. Borçla, harçla tam yedi senede evi tamamladılar.

Babam 1960'ta Albay olarak emekliye ayrıldı ve buraya yerleştiler.

Ağabeyim 1970'te buraya geldi. İşini kurdu. Burada evlendi ve buralı oldu.

Daha sonra kız kardeşim de buradan evlenip buraya yerleşti.

En son da ben, eski evimizin karşısında yapılan bir binadan daire alarak buraya taşındım.

Neredeyse biz bütün aile Bigadiçli olduk. 67 yıldır yaşadığımız Bigadiç artık bizim memleketimiz.

Bigadiç'i seviyorum ve burada olduğum için mutluyum.

Gönen Güzey

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Sosyal Temalı Web Sitelerimiz

Bilgi Temalı Web Sitelerimiz

Eğlence Temalı Web Sitelerimiz

Yöresel Temalı Web Sitemiz

Güzellik Temalı Web Sitelerimiz