Çok Güzelsiniz
Karı/koca arkadaşlarımın aralarında yürümeye çalışan yaşlı hanımefendiyi, onlardan birinin annesi olduğunu tahmin etmem zor değildi. Arkalarından yavaşça yaklaşıp, "iyi günler" dedim.
Çok Güzelsiniz
Karı/koca arkadaşlarımın aralarında yürümeye çalışan yaşlı hanımefendiyi, onlardan birinin annesi olduğunu tahmin etmem zor değildi. Arkalarından yavaşça yaklaşıp, "iyi günler" dedim. Sesimden tanıdılar. Üçü de bana döndüler. Arkadaşım kadın, iyi akşamlar, dedi, kocasında ses yok. Olağan saydım. Ne yapacağı belli olmayan huyunu biliyordum. Kimi zaman selam verir, bazen görmezlikten gelir.
Arkadaşım kadına sordum: "Bu hanımefendi kim ?" Hem sordum hem, gülümseyerek yaşlı kadına baktım:
Yaşlılıktan iyice küçülmüş, ince kemikli, naif bir tablo gibi özenle yapılmış sanki; Kar beyaz saçları güzelce taranmış, sağ tarafındaki perçemi, kulağının yanından sarkıyor. Beyaz / pembe tenli. Çok kibar görünüşlü.
Onu sevdim.
Üç yaşındayken kaybettiğim annem sandım. Yaşasaydı bu yaşlarda olacaktı. Karşılaştığım her yaşlı kadın gibi ona da sarılayazdım.
Aslında ne annemi anımsıyordum ne de anne sözcüğünün, doğru dürüst, anlamını biliyordum. Ama içimin titremesi, annem olsaydı böyle olurdu, duygusu, beni kendisine çekti:
Şöyle bir kucaklasam, içime çeke çeke bir koklayıversem, kaldırıp havalara yükseltsem, "bak anne!.. En küçük oğlun ne kadar büyüdü, okudu meslek sahibi oldu, evlendi bir kızı bir oğlu, iki de torunu var. Onların da biri kız biri oğlan." diye hallerimi anlatsam...
Söyleyecek daha o kadar çok şeyler var ki. Saatlerce, günlerce ve aylarca, yıllarca, O’nunla konuşsam, konuşsam, konuşsam…
Haksızlık;
Ölenler, belli günlerde, belki yılda veya on yılda bir ailelerine dönseler, bir saat mi, yoksa bir gün mü birlikte olsalar ne iyi olurdu.
Kendileri elli /altmış yaşlarına geldikleri halde, o kişilerin annelerinin yaşıyor olması ne büyük bir şans ve mutluluk. Bunun değerini bilirler mi acaba.
Arkadaşım hanım, "Kayınvalidem" diye yanıt verince kendime geldim.
Yaşlı hanım, hem bizi dinliyor hem de gülerek bana bakıyordu. Teni biraz daha pembeleşmiş ve daha da güzelleşmişti.
Ağzımı bile açmadım, sözler, kendiliğinden ağzımdan döküldü: "Çok güzelsiniz"
Ben şaşırmadım. Ya!.. Yaşlı hanımefendi... Gencecik bir kız gibi mahcup oldu ve kadınsı bir devinim ile sağ şakağındaki perçemini, ince bilekli eliyle kulağının arkasına toplayıverdi; Peri kızı oldu…
Oğlu, hiddetle, “gidelim” dedi. Niçin kızdı anlayamadım. İzin verse, annesi (ah annem oluverseydi) belki de bir şeyler söyleyecekti. Oğluna, dönerek, "Kıskandın mı yoksa" dedim ve uzaklaşmalarına arkalarından bakakaldım…
Annem elimden alınmış gibiydim…
Asıl ben kıskandım…
Cenkhan Sandıkcıoğlu
Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com