Gaz

Yıl 1955. Aile, Malatya'dan İstanbul'a taşınmış, Üsküdar, Çiçekçi semtine yerleşmişti. Çocuk o yıl ilkokul ikinci sınıfı Malalatya'da bitirmiş, üçüncü sınıfı İstanbul'da okuyacaktı.

Gaz

Yıl 1955. Aile, Malatya'dan İstanbul'a taşınmış, Üsküdar, Çiçekçi semtine yerleşmişti. Çocuk o yıl ilkokul ikinci sınıfı Malalatya'da bitirmiş, üçüncü sınıfı İstanbul'da okuyacaktı.

Yaz tatilinde taşınmışlar; ancak mahalledeki çocuklarla henüz tam bir kaynaşma sağlayamamıştı; çünkü çocuk Malatya şivesi ile konuşuyor, mahalledeki çocuklara da bu şive kaba geliyordu. Bazen mahalledeki çocuklar onunla alay ediyorlardı.

Bir an önce şivesini düzeltmesi gerekiyordu. Zaten çok küçük olduğu için çok da zor olmuyordu bu. Şivesinin düzelmesine paralel olarak mahalledeki arkadaşlarıyla da ilişkileri gelişiyordu. Üstelik iyi futbol oynadığı için mahalle takımına bile girmişti.

O dönemlerde evlerde yemek pişirmek için gaz ocakları kullanılırdı. Gaz ocağının deposuna gazyağı doldurulur, ocak pompalanarak depodaki gazyağı yüksek basınçla memeden pulvarize olarak çıkar ve kibritle yanar hâle gelirdi.

Dört erkek çocuğundan en büyüğü olduğu için annesi bakkaldan alışverişe çocuğu gönderirdi.
 
Annesi bir gün çocuğa gaz tenekesini verdi ve bakkaldan gazyağı almasını istedi. Çocuk hangi bakkalın gazyağı sattığını biliyordu. Her bakkal gazyağı satmazdı.

Elinde gazyağı tenekesiyle bakkala gitti. Dükkânının önünde duran bakkala, "Kaz var mı?" diye sordu. Şivesini düzeltmeye çalıştığı için daha kibar olacağını, İstanbul şivesini yakalayacağını düşünmüştü. 

Bakkal, çocuğun elindeki gazyağı tenekesine bakarak, "Kaz yok, gaz var."dedi. 

Çocuk hiç bozuntuya vermedi. "Ben kaz istiyorum." dedi ve gitti, öteki bakkaldan gaz aldı.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com