Aydınlık bir geleceğe doğru

Sevgili Şefik Koman'ı artık düzenli bir yaşam bekliyordu: "Artık düzensiz yaşamak, bağlarda, bahçelerde erik, elma, armut çalmak; sıyrıngaç, (toprağı ufalanan eğimli yerlerden oturup kaymak) pantolon eskitmek dönemi bitiyordu. Artık beni düzenli bir yaşam ve aydınlık bir gelecek bekliyordu. " Eyüp Rıza Güzey Bilgi Peşinde

AYDINLIK BİR GELECEĞE DOĞRU

Artık Beni Düzenli Bir Yaşam Bekliyordu
Artık düzensiz yaşamak, bağlarda, bahçelerde erik, elma, armut çalmak; sıyrıngaç, (toprağı ufalanan eğimli yerlerden oturup kaymak) pantolon eskitmek dönemi bitiyordu. Artık beni düzenli bir yaşam ve aydınlık bir gelecek bekliyordu. Artık Enstitü öğrencisi oluyordum. Haneden bir can ve bir boğaz eksiliyordu. Babam beni okula -Savaştepe’ye-göndermeye hazırlanıyordu. Beni dizleri çıkmış, arkası yırtılmış bir pantolonla Savaştepe’ye yollayamazdı. Bu yüzden beni pazara götürdü ve müstamelcilerden (ikinci el) bana bir ceket ve pantolon aldı. Takım elbisem siyah abadandı. (İngiliz kumaşıydı.) Ayakkabılarımı Yaşar Demir’in kahvehanesinde çıraklık yaptığım aylar kazandığım parayla kendim almıştım. Altları da kabaralıydı. Bahar aylarında kurumaya yüz tutmuş yumuşak yerlere basınca kabaraların izleri çıkıyordu çamura. Her iki tekin altlarında kaçar kabara olduğunu sayabiliyordum. Ökçelerinde nalçaları da vardı. O zamanlar öyleydi. Çabuk eskimesinler diye herkes öyle ayakkabı alıp giyerdi. O yıllar ikinci dünya savaşının yokluk yıllarıydı. Ayakkabılarımın içine giymeye el örmesi bir çift çorap da hazırdı.

Noter Taahhüdü
Mevsim ilkbahar, aylardan da nisan olmasına rağmen giysilerim kalındı. Babam ceketimin altına giymem için bana bir de keten gömlek almıştı. Kıyafet sorunum böylece giderilmişti. Şimdi sırada başka işler vardı. Noter taahhüdü ve yol problemleri… Noter işini babam üzerine alıyor, devlete üç bin liralık garanti veriyordu. Beş yıl içinde iki yıl sınıfta kalır veya okuldan kaçarsam babam devlete bu parayı ödeyecekti. Bu parayı çıkarıp ta veremezse evimiz haraç mezat satılacak, yetmezse kalan borç yerine babam belki bir miktar da hapis yatacaktı. Devlet işini sağlama alıyordu.

Savaştepe’ye Yolculuk
Neyse o iş öylece tamamlandı. Şimdi sıra Savaştepe’ye gidişe gelmişti. Savaştepe’ye iki kişinin gitmesi aile bütçesinde büyük bir delik açacaktı. O nedenle Savaştepe’ye bir kişi; yani ben tek başıma gitmeliydim. Aile böyle karar verince bu iş böyle olacak, böyle uygulanacaktı. Ama ben bu yaşıma kadar Manyas dışına hiç çıkmamış, otobüs ve trene de hiç binmemiştim. Hele hele treni görmemiştim bile. 

Gidip geldiğim, bilip gördüğüm yalnız ve sadece köy ile ilçe arasındaki yoldu. Oysa alınan karara göre Savaştepe’ye benim yalnız gitmem gerekiyordu. Hiç yol ve iz bilmeyen bir çocuk bu işi nasıl başaracaktı. Kırtıklı kuruşların bile büyük para sayıldığı o yıllarda iki kişiye yol parası harcamak büyük savurganlık olurdu. 

O nedenle olay şöyle yürütülecekti: Osman Usta’nın Sarı Kanarya’sıyla Şefik (yani ben) Aksakal tren istasyonuna, oradan da trenle Savaştepe’ye kadar gidecekti. Öyle de yapıldı. Otobüsle Aksakal’a gelindi. Otobüste Kayaca köyünün imamının oğlu Seyhan’da vardı. Babası Kayaca’da imamdı ama Manyas’ta oturuyorlardı. Bize komşuydular. Seyhan, Balıkesir Lisesinde okuduğu için Balıkesir’e gidiyordu. Şık giyimliydi. Ceketi, pantolonu ütülü üstelik kravatlıydı. O yıllarda demiryolu ulaşımı daha güvenli ve ucuz olduğundan Aksakal istasyonunda epey yolcu vardı. Seyhan elleri arkasında bir aşağı bir yukarı geziniyordu. Hiç çaktırmadan bende öyle yapıyordum. Nasılsa biletimi de almış cebime koymuştum. Benim neyim eksikti?  

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz