Bizi özlediler

Aşina Akgül / Gökyüzü ve Kuşlar bizi çok özlediler / Bigadiç

GÖKYÜZÜ VE KUŞLAR, BİZİ ÇOK ÖZLEDİLER...

Çimenlerin üzerine sırtüstü yatıp kollarınızı iki yana açarak gökyüzünün maviliklerini, daireler çizerek uçuşan leylekleri doyasıya seyretmeyeli, sizin ne kadar zaman oldu?

Benim için, belki onlarca yıl geçti, kaç yıl olduğunu hatırlamıyorum bile! Ne kadar acı bir durum, değil mi?

70'li, 80'li yıllarda cemreler havaya, suya, toprağa düşüp bahar yüzünü göstermeye başladığında ve ardından yeşillikler ortalığı kaplayıp çiçekler açtığında; değmeyin biz Bigadiç'te yaşayan çocukların keyfine... Eve bağlasalar durmaz, zincirleri koparırdık. Sokaklarda özgürlük, bahçelerde mutluluk, dağlarda enerji olur; gezer tozardık...

Günlere özgü hiç planımız olmazdı. Hangisini saysam, hangisinden başlasam ki, bilemem.

Bir gün yakalamaca, yakan top, ebe-söbe saklanbaç, beş taş; başka bir gün körebe, seksek, dokuz kiremit, diğer bir gün de çelik çomak, çember çevirme, rulman tekerlekli araba sürme oynardık. Topaç çevirmeyi ve bilyalarla vurmaca ya da şap oynamayı da unutmadım. Tatlı esintili ve hafif rüzgarlı havalarda, sazlıklardaki kamışları kopararak yaptığımız uçurtmalarımızı alır, hemen ya kaleye ya da lisenin arkasındaki tepeye gider, saatlerce uçurtma uçururduk. Uçurtmalarımızın ipi koparsa, uçurtmanın arkasından iki mahalle öteye kadar koştururduk. Hele bir de elektrik tellerine ya da çatının birine uçurtmamız takılı kalırsa, mutluluğumuz kabusa dönüşür, çok ağlardık. 
Her gün güller, laleler, papatyalar toplar; onların yapraklarından kendi ellerimizle şuruplar yapar, içerdik. 

Evlerimizin bahçesindeki meyve ağaçlarının tepesinden hiç inmezdik. Önce çağlaları ve erik ağaçlarını, sonraları ilerleyen haftalarda da dut, kiraz, şeftali, kayısı, elma ağaçlarını talan ederdik. Yol kenarlarında bulunan kırantı dediğimiz yaban mersini ve böğürtlenleri yemesi çok tatlı olurdu ama dikenleri de elimizi ısırırdı. Tarlalardaki çilek, kavun, karpuz vazgeçilmezimizdi. Ayçiçeklere günebakan der, onların büyüyüp açmasından sonra o çekirdeklerini tek tek çıkarıp yemesi bizlere ayrı bir haz verirdi. Gök nohut ile yaş baklayı da tarlalardan demek demet koparır, sonra kabuklarını soyarak yaş yaş içini yerdik.

Kimi zaman bahçelerde otlayan eşeklere ot yedirir, sonra sırtına binmek için uğraşırdık. Hele güzel gözlü o eşekler bize kızıpta anırmaya başladı mı kahkahalarla gülerdik. Bazen kuzularla meleşir, oğlaklarla zıplaşır, kedilerle koklaşır, köpeklerle güreşir, kuşlarla cıvıldaşırdık...

Beslemediğimiz hayvan yoktu. Herbirimizin evinde mutlaka bir kedimiz, kapımızın önünde bir köpeğimiz olurdu. Tavukları, kuzuları, inekleri saymıyorum bile...Ya güvercinlerimiz: taklacı, paçalı, tepeli, tütsülü, kanatpaça, sütbeyaz ve diğerleri. Kimimiz evlerinin açık çatılarını onlara kocaman yuva yapardı da onlarca güvercini olurdu. Hepsi bir kalkış yapıpta uçmaya başladı mı, gökyüzündeki müthiş ihtişam görülmeye değerdi. Sonra bir ıslık komutuyla inmeleri de ayrı bir güzellikti.

Hergünkü vazgeçilmezimiz ise ya kendi aramızda ya da diğer mahallenin gızanlarıyla Cumhuriyet Lisesinin sahasında yaptığımız futbol maçlarıydı. Kıran kırana geçen o maçlarda, ya dizlerimiz ya da bacaklarımız yara bere olurdu ama o halimizle bile biz yarın yine devam ederdik. Bazen de maçlarda mahalleler arası kavgalar çıkardı, kavga ederdik. Ama sonra hemencecik barışır, birbirimize büskivi ve gazoz ısmarlardık.

Akşamüstü olduğunda da futbolcu genç abilerin yaptığı maçları izlemenin zevki bir başka olurdu. Engin Terzioğlu ve Çetin Erdil gibi tecrübeli hocaların yanında Mikro İsmail Abi, Badici Mustafa Abi, Ahmet Kuzu Abi, Rahmetli Pelevan Hüseyin Abi ve daha daha nicelerinin hergün yaptıkları maçlarını, sanki Dünya Kupası maçları gibi heyecanla izlerdik.

Hele bir de yaz dönemi Ramazan'ı yaşıyorsak! Oruçlu oruçlu saatlerce top oynar, sonra susayınca yayla suyu çeşmesine koşardık. Kimilerimiz oruçlu olduğunu unutup su içer, sonra birisi hatırlatınca ona gülerdik. Akşamüstü iftara yakın fırınlarda pide kuyruğuna girer, mis kokulu sıcacık pide, eve kadar elimizi yakardı ama yine yemezdik. Rahmetli davulcu Mehmet Amca'nın patlatacağı topu görebilmek için, gözümüzü kale istikametinden ayırmazdık. Hele bir patlatışında kolunun koptuğunu duymuştuk da ona çok üzülmüştük. İftardan sonra da hergün başka bir camiye teravihe gider, caminin en arka sırasına otururduk. Namaz kılınırken de birbirimize vurur, kikirdeşir, gûlmelerimiz ayyuka çıkınca da hep beraber topuklayıp kaçardık. Her gün ya da gece, olmazsa olmazımız Helvacı Ali İhsan Amca'dan susamlı helva, Süleyman Bice Amca ya da Dondurmacı Kemal Amca'dan da karışık dondurma yemekti. Sonra sahura kadar muhabbet eder, Davulcu Mehmet Amca'nın ramazan davulunu ve manilerini dinledikten sonra evimize giderdik.

Son olarak da dini bayramlardan bahsedelim. Bayram sabahı uyandığımızda, o gece yanımızda beraber uyuduğumuz bizlere alınan giyisileri giyer ve bayram namazına giderdik. Cami çıkışında herkesin elini öper, bazı tanıdıklar bize para verirlerdi. Sonra evimize geldiğimizde bu kez ailemizle bayramlaşır ve harçlıklarımızı alırdık. Kahvaltıdan sonra arkadaşlarla buluşup gittiğimiz, şimdiki eski pazar yerindeki Mustafa Emcan abilerin kurduğu atlı karıncalar, dönme dolaplar ve sandallar müthiş eğlencemizdi. Biriktirdigimiz bayram paralarıyla ya onlara biner, ya mantar tabancası ve mantar alıp ateşler ya da çıtırpıtır, kızkaçıran, füze alıp onlarla oynardık.

Akşamüstüleri İnönü caddesindeki gezmelerde, insanlar caddede daha kalabalıklaşmadan önce, bizler hemen seyyar tostçu amcaya, dışı kırmızı renkli meşhur salçalı tostumuzu yaptırıp yerdik. Ardından iki kağıt külah çekirdek alıp onları da cebimize doldururduk. Sonra o makara, kız tavlama caddesinde, hükümet çay bahçesinden liseye kadar bir ileri, bir geri yürürdük. Tanıdık abiler bazen bizi yanına çağırır, elimize bir kağıt tutuşturur, o 
kağıdı tarif edip gõsterdikleri ablaya verirsek bize ya gazoz ya dondurma ısmarlardı. 

Kalabalık iyice artınca bizim tam da av saatimiz başlardı. Hemen kızkaçıranları ateşleyip ablaların veya kızların aralarına atar; ya da grup olarak gezen ablaların arkalarından sessizce yaklaşıp eşarplarını asılır ve kaçarak kalabalıkların içinde kaybolurduk.

Anlatmaya nereden başladık, nerelere geldik?
Siz siz olun, kaç yaşında olursanız olun; kendiniz, çocuklarınız ve torunlarınız ile birlikte, çimenlere uzanıp gökyüzünü, güneşi, bulutları, kuşları seyretmeyi sakın ola unutmayın...

Tüm hüzünlü hatıralar diyor ki:
"İçimizi kavuran hasretinizle bizler sizleri çok özledik. Siz özlemediniz mi?"
Sevgilerimle...
Aşina AKGÜL
10.06.2020
İZMİR

 


FACEBOOK YORUMLARI:
Zafer Kara Muhteşem çocukluğumuzu yaşadım tekrar tekrar teşekkürler yüreğine sağlık kardeşim sevgiler saygılar

Ali Dereli Aşina, Bigadiç'te yaşanan günler ve anılar bundan güzel ? anlatlamazdı seni candan kutlarım.

Ayfer Demirel Çocukluk günleri bu kadar mi güzel anlatılır. Ne güzel çocukluğumuzu dolu dolu yaşadık. Yokluk vardı ama çok mutluyduk. Pek güzel anlatmışsın garı. Eline yüreğine saglik. Selamlar sağlıcakla kalin.

Mehmet Çandar Günaydın öğretmenlerimin oğlu. Çocukluk yıllarını o kadar güzel anlatmışsın ki bir solukta zevkle okudum. Fakat bir şeyi hatırlatayım bizim orada taze nohut değil, gök nohut derler. Selamlar iyi günler dilerim.
Aşina Akgül Mehmet Abi; seni kırar mıyım? Hemen nohutun sıfatını "gök" şekline getirdim. Teşekkürler...

Hüseyin Inci Hepimizin özlediği tertemiz saf doğal güzelliği bozulmamış insanların doğanın o yaşanan güzel günleri kaleminize döküp hatırlattığınız için teşekkürler. Kavga olur ardından hemen barış olur ondan sonra yarış olurdu. Dört tekerlekli büyüklerimizin yaptığı arabalar çember sürüşlerimiz doğal hallerimizdi. Yaşlılarımızın yardımıyla kendi oyuncaklarımızı kendimiz yapardık. Teknoloji ve para insanları satın aldı. 
Para insanı düşündürür kara kara 
sonra da açıyor işte böyle yara. 
Durmadan işin yoksa o günleri ara.

Herkese hayırlı sağlıklı huzurlu ömürler inşallah. ALLAHA EMANET OLUN ARKADAŞLAR.

Şule Bağbakan Tekrar yaşadım o günleri tadı hala damağımızda....ne güzeldi

Tuncel Balkış Eline emeğine sağlık Aşina. Tekrar o günleri, o güzel unutulan günleri hatırlattığın için teşekkürler.
 · Yanıtla · 26h
Nurdan Madak Süren Cok guzel anlatmlslnlz. Çok guzel anılar. Keske yine o gunlere donebilse.

Fatma Goksel  Cocukluk gunlerini bu kadar mi guzel anlatilir. Eline yureyine saglik .

Hilmiye Yılmaz Eski günleri çook güzel dillendirmişsiniz elinize ýüreğinize kaleminize sağlık teşekkürler

Tahire Özuysal Halaçoğlu Çok güzel anlatmışsın hepsi gözümün önüne geldi.

TC Meltem Binay Sevgili Aşina bunları ve daha nice anıları düşünmekle geçiyor çoğu zamanım. Ne gūzel devirler yaşadık biz, ne gūzel mekanlar, ne güzel insanlar gördük. Dünya gözümüze cennet gibi görünürdü. Ne kadar da mutluuyduk. Mesela ben hiç ergenlik piskozu, stres, hastalık, dedikodu, küfür hatırlamıyorum biliyormusun. Tertemiz bir doğa ve masum, azla yetinen, heyecan dolu, saygılı düşünceler, insanlar hatırlıyorum hep. En güzeli de coşku ve heyecanlı bekleyişlerdi. Bayrami, seyrani...hayallerim ve rüyalarımda yasatiyorum ve zaman zaman göz yaşları döküyorum için için. Keske tutabilseydik zamanı ya da degistirmeseydik değerli olan hiç bir şeyi, yok etmeseydik.

Aylin Ulubak Aman Evet Meltem ablacım artık o güzellikler kalmadı. Aşina'nın anlattığı her şeyi yaşamış biri olarak, benim iki oğlum var bunların hiçbirini yaşayamıyorlar. Çok üzülüyorum . Eskiden bu kadar bina yoktu her mahallede bir çok boş arsa vardı oralarda geçerdi günlerimiz her evin önünde meyve ağacı vardı ve şimdi kesildi hepsi . Herkes birbirini tanırdı ve kimseden korkmazdık. Şimdi öyle mi?  Korkudan çoçukları evlere kapattık . Daha bir çok şey elimizden alındı teknoloji yüzünden. Anlatımın için teşekkürler Aşina, Naime ahretime çok selamlar (Ahret deyince Bigadiç'e has bir adettir kızların ahretlik olması. Bunu da anlatır inşallah iyi bilen bir Bigadiçli ?)

Levent Özel Film şeridi gibi içinde bulduk kendimizi yüreğine sağlık bizim oğlan.

Emine Eti Canbaz Ne güzel anlatmışsın yüreğine sağlık. Çocukluğumuzu ne güzel yaşadık. Gündüzleri yetmezdi akşamları bile annelerimiz kapı önlerinde komşularla sohbet ederken biz yine oyuna devam ederdik.

Nefize Demirdag Oyle guzel anlatmissin ki resmen o gunleri yasadim. Şimdi nerede o gunler, nereye gittiler, bizler yine o cocuklar olamaz miyiz şu anda? Ben kendi adima soyluyorum: artik hicbir sey zevk vermiyor eskisi gibi. Arkadaslik, dostluk, komsuluk, hepsi cikar iliskisi haline gelmis. Candan kimse yok maalesef. Turkiye'nin bazi illerinde yasadik,  geriye dondugumde oralardaki arkadasliklari simdi ariyorum evet hepsi mazi olmus simdi o gunlerden eser kalmamis. Eskiler yok artik.

Turan Kurnaz Hepimizin yaşadığı çocukluk yıllarını çok güzel anlatmışsın. Eline diline sağlık.

Adile Okay Agzina, yüreğine sağlık, çok güzel anlatmışsın. Bizleri de o günlere götürdün. Ama simdi yapmak istesen de yapamazsin. Şimdiki çocuklar bilgisayar ve internet cocugu.

Hayri Köroğlu Özlemez olurmu yuz hiç? Yeniden aynı anıları yaşadım.. Kuşlar ötmeyi, sular akmayı unutur mu HİÇ..

Ümit Çelik Hayri Köroğlu Halime baklayı çok sevdiğimi bildiğinden beni koskoca bakla tarlanıza yemeğe götürmüştün, taptaze dalından kopararak yiyiyorsun çok kaçırmışım neredeyse zehirleniyordum baklanın böyle bir tarafı var fazlası bozar. Değerli arkadaşım bu inceliğin için yıllar sonra sana bir kez daha teşekkür ederim. Ölmüşlerin ruhuna değsin.
Hayri Köroğlu Âmin Ümidim, tam zamanı.. beyaz peynir ekmekle çok güzel olur.. Bunu bana öğreten öğretmen Dayım Hüseyin Inanç'ın kulağı çınlasın.. O bana her konuda hep örnek olmuştur.. Senin Dayınınsa söylediği şu sözünü hiç unutmuyorum..'En kötü karar,kararsızlıktaniyidir"

Ümit Çelik Bu anlattıkların belirsiz geçmiş bir zaman diliminde yaşanmışlıklar olsaydı, hiç tereddütsüz masal bu derdik. Aynı masal tadında. Benim kuşağımdakiler çok masal dinlemiştir. Çünkü o zamanlar bir masal geleneği vardı. Yoksa masallarda mı gerçekti. Her şey öyle hızlı değişti ki. İtiraf edelim ki teknolojiyi seviyoruz. Ya çamaşır makinesi icat edilmeseydi? Kadınlar ne yapardı? Ya internet olmasaydı çok şeyden bihabermişiz. Dün birbirine yabancı olan aynı memleketin insanları bugün neredeyse kanka oldular, duvarlar birden kalktı, hayret konuşabiliyoruz Bunu geçmişte yapamadığımız için kim bilir o zamana dair neleri kaçırdık? Bugün özlemini çektiklerimiz elimizden nasıl da bu kadar kolay kaydı gitti? Konuşamadık, talepkar olamadık dinlemedik, duymadık, düşünmedik, anlamadık, birleşemedik bölündük! Ve olanlar oldu.
Aşina Akgül Ümit Ablacım; Şimdilik, mazinin tatlı hatıralarını kaşıyıp, yitip giden güzellikleri anma boyutunda yazılar yazmaya çalışıyorum.… İlerleyen dönemlerde de yaşadığımız ve halâ devam eden değişim süreçlerimize dair, rasyonel (akılcı) ve realist (gerçekçi) paylaşımlar yapmayı inşaalah düşünüyorum. Selamlar...

Zuhre Erdekli Bana deseler ki, isdedigin bir sey var mi, ben derim cocuklugum.
Hilal Erkal Aynen ben de çocukluğumu isterim çok çok güzel günlerdi o gunler.

Adil Ozel Bigadiç'te kavun karpuz bırakmamışsınız hesabı Mürşit hocama yazıyorum.
Aşina Akgül Adil Abi, babam da faturayı hemen bana havale ediyor. ?
Adil Ozel Babanız'a da yazdım hemen ödeyin diye-espiri-.
Aşina Akgül Değerli Adil Ağabeyim, Kalemim belki delice yazıyor, mutluyum ama yaşamın içindeki hengamelerimiz, bocalamalarımız, mücadelelerimiz de bitmiyor! Ne demek istiyorum? İki yıl önce şahsıma yaşatılan haksız bir adli sürecim devam ediyor. Dolayısıyla bugünkü soruşturma ve dava sürecine karşı güvensizliğim had safhada olduğu için bu nedenle uzun bir süredir "TELEFON KULLANMIYORUM!" Kimseyi özel durumumla rahatsız etmek istemem, bu sayfa da zaten yeri değil. Ama ben hep açık olan açık yaşayan bir insan olduğum için bilinmesinde de hiçbir sakınca da görmüyorum. Müsterihim, güçlüyüm ve sonunda ölüm olsa dahi mücadelemi yapacağım. Umarım beni anlayışla karşılarsınız. Sevgilerimle...

Aleattin Bzgl Çok güzel yazılmış keşke paylaşma imkanımız olabilseydi
Aşina Akgül Aleattin Bey, yöneticimizden bilgi aldım: "Sayfamız kapalı bir grup olması nedeniyle paylaşıma kapalı olduğu, bunun yerine yazının kopyala- yapıştır şeklinde paylaşım yapılabileceğini" ifade etti. Teşekkürler.

Hülya Ayyıldız Ne güzel anlatmışsın yüreğine sağlık biz çok şanslıyız bence bunları hep yaşadık ve mutlu büyüdük onun için eskileri özlüyoruz ?

Ziyşan Yalçınkaya Dilinize kaleminize sağlık yaşadığımız çuçukluğumuz filim şeridi gibi gözümün önünde çok güzel anılar sevgi ve özlemle arıyorum

Mustafa Güngör Yüreğine sağlık kardeşim, bizi taa nerelere götürdün. Maalesef bizim yaşadığımız o güzellikleri bugün çocuklarımıza yaşatamıyoruz. Müsaade edersen bu güzel paylaşımını "Gurbetteki Bigadiçliler(yeni) grubumda paylaşmak istiyorum
Aşina Akgül Mustafa Abicim, izin istemene gerek yok, tabi ki paylaşırsın. Benim bütün yazılarım amme (kamu) malıdır; yazılarımın sahibi de milletimizdir... Memleket hasreti çeken tüm gurbettekilere selam olsun...

Ayşe Esin Adagideli Bu yazdıklarınızın bi çoğunu 17 yıl sonra geldiğim memleketimde ben halen yaşıyorum. Belki çok şanslıyım, belki Rabbim karşıma gönlüme göre dost çıkarıyor ya da hayattan doğal ve sade yaşayarak zevk almasını bilen birisi olduğumdan belki de iş ortamında halen saf temiz köylü vatandaşlarla muhatap olmamdan midir bilmiyorum çok fazla geçmişe özlemim yok. Guvercin demişken Bigadiç e geldiğinizde beklerim bahçemizde 40 tane dönek selanik güvercini var oyularını seyretmeye bekleriz

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz