O güzel öğretmenler

O güzel öğretmenler / Yılmaz Demir - Avni Akyüz - Nami Güney / Oğuz Şenol / Bigadiç / Ben Bigadiç’te yaşarken gördüm ki; Bigadiç’in geleceğinin yazılmasında öğretmenlerin çok büyük katkısı olmuş. Tabi ki anmamız gereken çok değerli isimler var ama, ben bugün aramızda olmayan ve sonsuzluğa uğurladığımız 3 güzel insandan, 3 yurtsever öğretmenden söz etmek istiyorum.

KÖŞEBAŞI
BİR ZAMANLAR BİGADİÇ (6)
O GÜZEL ÖĞRETMENLER
YILMAZ DEMİR, NAMİ GÜNEY, AVNİ AKYÜZ
OĞUZ ŞENOL

Adolfo Suares der ki “Gelecek yazılı olmaz, onu insanlar yazar”
Ben Bigadiç’te yaşarken gördüm ki; Bigadiç’in geleceğinin yazılmasında öğretmenlerin çok büyük katkısı olmuş. Tabi ki anmamız gereken çok değerli isimler var ama, ben bugün aramızda olmayan ve sonsuzluğa uğurladığımız 3 güzel insandan, 3 yurtsever öğretmenden söz etmek istiyorum.

YILMAZ DEMİR
Yılmaz abi ile Hatice ablanın ailemizin yaşamında çok özel yerleri vardır. Bigadiç’e geldiğimiz ilk aylarda tanıştık onlarla. Evlerinin altındaki küçük kümeslerinde çok değil 300-350 tavuk vardı. O zamanlarda Bigadiç’te tavukçuluk yapmayan yok gibiydi. Birgün “Tavuklar yumurtadan kesildi” diye çıkageldi. Gidip baktım, gerekli ilaçları yazdım. Üç gün sonra elinde bir viyol yumurta ile geldi. ”Tavuklar meğer seni görmek istemişler, hepsi de yumurtluyor, sağol” dedi.                                 

Kısa sürede dostluğumuz çok ilerledi. Bizim o yıllarda arabamız yoktu. Ne zaman başımız sıkışsa, Yılmaz abinin emektar station lacivert Renault’u imdadımıza yetişirdi. Hiç unutmam birgün bizi ailece Altınoluk’a götürdü ve tüm ısrarlarımıza rağmen bir dakika dahi durmadan “Haydi siz eğlenmenize bakın, bana eyvallah” diyerek Bigadiç’e geri döndü.

89 Yerel yönetimler seçimleriydi. Ben devlet memurluğundan istifa etmiş Kula Yem’de çalışmaya başlamıştım. Evimizi Balıkesir’e taşımıştık. Sedat Belediye Başkan adayıydı. Ben her akşam iş çıkışı Bigadiç’e geliyor, geceleri  seçim çalışmalarına katılıyor, kahvelerde konuşmalar yapıyordum. Gece Yılmaz abilerde yatıyor, sabah erkenden Balıkesir’e işime gidiyor, akşam yine Bigadiç’e dönüyordum. Bu 45-50 gün sürdü ve her akşam yuvam saydığım o evde yattım. Hatice abla gece yarıları bana yemek hazırlıyordu. Bana verdikleri emeği asla, ama asla unutamam. Sedat seçimleri kazandı, yüzlerimiz gülüyordu…

Babalar için kızları, en duru, en katıksız sevginin bir yansımasıdır. Nesrin “Babamla biz arkadaştık. Öylesine hoşgörülü, öylesine anlayışlıydı ki anlatamam. Düşünün 40 yıl önce bile, ortaokul lise çağlarında çocuksu duygularla oluşan bir erkek arkadaşımı annemle değil, babamla paylaşmıştım. ”Dün gibi aklımda, saçlarımı okşamış ve (Bak kızım daha üniversitelere gideceksiniz, fikirleriniz, dünyaya bakışınız çok değişime uğrayacak, şimdi sizin için eğitim önemli) demişti.                          

Nesrin ilkokulu babasının sınıfında okumuş “Sezai diye bir çocuk vardı sınıfımızda. Sanırım evleri çok uzaktı. Belki de bir yerde çalışıyordu. Daima sınıfa geç gelir, sınıfta uyuklardı. Babam ona hiç kızmaz, bizim gülmemize, alay etmemize izin vermezdi.”

Yılmaz öğretmen her öğrenciyle ayrı ayrı ilgilenir, onları yeteneklerine göre yönlendirirmiş. Bizim Uykucu Sezai de şimdilerde çok yetenekli bir inşaat ustası olmuş. 

Nesrin okumuş ve öğretmen olmuş. ”Ankara’da görev yaparken annem hastalanmış ve babamla birlikte Ankara’ya gelmişlerdi. Ben onlarla ilgilenirken babam (Biz kendimizi idare ederiz. Sen kendine iyi bak, hastalanmayın senin 45 tane çocuğun var) dyince gözlerim dolmuştu”

Bigadiç’te 1991-2004 arası Vergi Dairesi müdürlüğü yapan Mustafa Ertanır, Yılmaz abinin sınıf arkadaşı, sırdaşı olmuş. Çok sayıda birlikte anıları var. Balıkesir Lisesinde okurken kendilerini biraz haytalığa vurmuşlar. Ancak en ilginç anıları İstanbul’da üniversitede okurken olmuş. Bunu Mustafa abiden dinleyelim  “Bizim Yılmaz’a oradaki akrabalara iletmek üzere Bigadiç’ten kavun göndermişler, birlikte aradık ama akrabaların adresini bulamadık. Maddi durumlarımızın yerlerde süründüğü yıllar. Ben ne sigara olsa içerim ama, Yılmaz Bafra’dan başka sigarayı ağzına koymaz. Cebimizde sigara parası bile yok. (Sadıç satalım bu bostanları dedi). İki kavun onun elinde, iki taneside benim elimde Galata köprüsüne gittik. Tam 1 saat bekledik ama, satamadık.Sonunda Yılmaz onları bir manava sattı ve sigara aldık. O günleri anımsadıkça, gülmekten gözlerimden yaş geliyor. Allah rahmet etsin”

Hakkı babasından söz ederken “Babamın empati yeteneğine ve her konuyu olumlu yorumlamasına hep hayranlık duymuşumdur. Beni hiç sınırlamaz, ancak farkettirmeden hep gözetim altında tutardı. Özgür, sorgulayan, çağdaş bireyler olmamız için çaba gösterdi. Tıpkı kendisi gibi…”  diyor.  

Yılmaz öğretmeni 2016 yılının sonbaharında, bir kasım günü 78 yaşında sonsuzluğa uğurladık. 

AVNİ AKYÜZ  
Avni abi ile tanışmamız yanlış hatırlamıyorsam öğretmenler lokalinde oldu. İlk bakışta sert bir görünümü olsa da, tanıdıkça çok seveceğiniz özelliklerini hemen farkedersiniz. Bazen briçte ortak olduğumuzda yanlış oynadığımda çok fırçasını yemişliğim vardır.

Benim Bigadiç’e geldiğim yıllarda, herkes gibi o da küçük çaplı bir tavukçuluk yapıyordu. Emekli olduktan sonra süt inekçiliği yaptığı dönemler de oldu. Bu nedenle sık sık görüşürdük. Bazen Sındırgı yolu üstündeki bahçesinde oturur sohbet ederdik. Birgün; “Abi nerden çıktı bu hayvancılık merakı?” diye sordum. “Meraktan değil usta, mecburiyetten” deyiverdi. (Usta sözcüğünü çok kullanır, bana da genellikle öyle seslenirdi) Sonrasında sanki sormamı bekliyormuş gibi uzun uzun anlatmıştı. “Öğretmen maaşı ile 3 çocuk okutmak çok güç. İnsan ister istemez bir çare arıyor. Bigadiç’te de olsa olsa hayvancılık yapılır diye düşündüm. Çocuklar küçükken işler daha kolaydı. Şimdi İbrahim İstanbul Hukukta, Fatma Necatibey’de, Oğuz’da lisede, sen olda hayvancılık yapma bakalım”

Özellikle bahar ve yaz aylarında sık sık bahçelerine gider, Zeliha ablanın yaptığı çayları içerken Avni öğretmenin Malatya Akçadağ, Savaştepe öğretmen okulu ve Kırşehir’deki anılarını dinlerdim. Bir de kamelya yapmıştı. Çocukların bahçeye gelmemesine içerler “Hiç olmazsa piknik yapmaya gelseler be usta” derdi. 

Fatma çok sevdiği babasından söz ederken “İlkokulu Kırşehir’de bitirdikten sonra Bigadiç’e gelmiştik. Arkadaşlarımdan duydukça, denize gitmek için çok büyük bir özlem duyuyordum. Babam biliyordu ama, her şey ekonomiye dayanıyordu. Birgün geldi ve (Hazırlanın, hep birlikte denize gidiyoruz) demişti. Lise müdürü Ahmet amcanın (Aydın) Ören’deki evi bir süreliğine boşmuş. İlk işim mayo almak oldu. Dünyalar benimdi.”

Avni abi birgün Fatma’ya “Tıp fakültesini kazanmanı çok isterim” demiş.”Tıp eğitimi çok pahalı baba” dediğinde “Evi satar yine seni okuturum kızım” dediği hiç aklından çıkmamış Fatma’nın. “Ortaokul ve lise dönemlerinde ayrı odalarımız yoktu. Hepimiz aynı salonda çalışıyorduk. Tek sobamız vardı.Tıp fakültesi olmasa da,Necati Eğitim Fakültesi ve ardından baba mesleği öğretmenlik de beni çok mutlu etti.”

İbrahim de bir anısını şöyle anlatıyor  “Ben hukuk fakültesinden önce 1 yıl Çukurova Ziraat fakültesinde okudum. Yıl 1979 ve Adana’da Sıkıyönetim ilan edilmişti. Üniversitede Kahraman Maraş olaylarının birinci yılını anmak için korsan bir gösteri yapmak planlanmıştı. Bin kişilik bir grupla ve servis araçlarıyla Adana Valiliğinin önüne gelerek oturma eylemi başlattık. Gözaltına alındık, bizleri kapalı spor salonuna götürüp, saçlarımızı kazıdılar. 10 gün sonra serbest bırakıldık. O süre içinde Ali isimli Bigadiç’li bir hemşehrimiz Adana’da askerlik yaparken öğrenci evimize uğramış, beni bulamayınca babamlara haber salmış. Sabaha karşı evin zili çaldı. Uykulu gözlerle kapının gözetleme deliğinden baktığımda şoka gidim. Babam karşımda duruyordu. Rüya gördüğümü sandım. Zil ikinci kez çalınca irkildim ve açtım. O anı yaşamım boyunca unutamam. Bana hiçbir şey söylemedi, bir ihtiyacımız olup olmadığını sordu. Sadece 1 gece kalarak, geldiği gibi sessizce gitti…”

Avni abi ben Bigadiç’ten ayrıldıktan sonra da günlerinin çoğunu Karayokuş’un oradaki meyve bahçesinde geçirdi. Haftada 1-2 kez Bigadiç’e gittiğimde onu arar, kısa sohbetler yapardık. ”Beni ararsan bahçede bulursun usta” derdi. Özellikle elmaların tadı hala damağımda durur.

Birgün Sedat ve Servet bir-iki dakika arayla aradılar. ”Kalp krizi” dediler.
Avni öğretmeni 2008 yılının 12 Kasım günü 69 yaşında sonsuzluğa uğurladık.

NAMİ GÜNEY 
Bazı insanların bu dünyaya bir görevle geldiklerine hep inanmışımdır. Bence Nami öğretmenin görevi de “Eğitim”di. O bir “Eğitim görevlisi” değil, adeta bir “Eğitim savaşçısı” idi. Sık sık sohbet ederdik. Bir maçtan bile söz açsam ; o lafı yoksul bir çocuğun çantasına, bir üniversite öğrencisinin bursuna getirirdi.

Nami öğretmen’in vefatından sonra, Maide öğretmen bir anısını anlatmıştı.”Ben 1981 yılının Nisan ayında gelmiştim Bigadiç’e. Nami bey o zaman Halk Eğitim müdürüydü. Birgün (Haydi hoca hanım, dağ köylerine gidiyoruz) dedi. Madem müzik öğretmeniydim, köydeki ilkokul öğrencilerine İstiklal Marşımızı öğretecektim. Hergün sabah yola çıkıyor, Yağcılar’dan yukarı birkaç köye gidiyor, çocuklara vurgularıyla birlikte İstiklal Marşımızı defalarca kez çalıştırıyor, ardından diğer köye geçiyorduk. Akşam üstü tekrar Bigadiç’e dönüyor, sabah yine köy yollarına düşüyorduk. Boğazım ağrımaya başlamıştı. (Olsun ben sana köylerde çiğ yumurta bulurum) derdi. Yanılmıyorsam 9-10 gün sonra 33-35 civarında köy dolaştık. Son akşam Bigadiç’e dönerken  (Artık ikimizde iyi bir uykuyu hakkettik ) demişti.”

Bigadiç Kültür ve Eğitim Vakfı (BİKEV)’in kurulmasında ve yaşatılmasında çok büyük emekleri vardır. Balıkesir’e taşındığı yıllarda çok daha sık görüşüyorduk. Her tanıdığı insandan BİKEV için, Atatürkçü Düşünce Derneği için yardım ister “Dilenciye döndük be Oğuz bey, bizi gören yardım istiyeceğiz diye yolunu değiştiriyor” derdi. Ben de “Olsun be Nami abi, kendimiz için istemiyoruz ya, bir çocuğun daha geleceği kurtulsun, bir kızımız dahi cahil kalmasın diye bütün çabamız” derdim. İnanın ki; herhangi bir yerden, bir yardım bulduğu zaman çocuklar gibi sevinirdi.

Taner “Ailece çok ilginç bir anımız var. 1970 yılının nisan ayında annemi hastaneye yatırmıştık, o sıralarda  rahatsızlandım ve apandisit ameliyatı olmak için ben de hastaneye yattım. Babam, annemle beni ziyarete geldiğinde boğazlarındaki şişliği gören doktor, onu da yatırdı. Ailece hastanede buluşmuştuk. İğnelerimi de babam yapmıştı”

Nami öğretmen sık sık BİKEV’e gider, çocukların sorunlarıyla ilgilenirdi. Sedat Ulus “Nami abinin koltuğunun altında daima bir BİKEV çantası ve içinde broşürleri bulunurdu. Gördüğü herkese tanıtım broşürlerini verir ve destek isterdi.” Diye anlatır.

Yine Sedat’ın Belediye Başkanı olduğu dönemlerde Nami abi bir işi için Ankara’ya gitmiş. Dönüşünde bir pusula vermiş Sedat’a “Okudum, 775 sayılı Gecekondu kanunu anlatılıyordu. İncelediğimizde hazine arazilerinin belediye tarafından gecekondu önlenmesi amacıyla kullanılabileceği yazıyordu. Böylece Abdi Kırı mevkinde birçok yoksul insanı arsa sahibi yaptık. Bunda en büyük pay Nami öğretmenindir”

Faraş’lı (Yolbaşı) Nami öğretmen köyüne de çok katkılar sağlamış. Köy okulunun yapımında öncü rol oynamış. Dediğim gibi gerçek bir eğitim savaşçısıydı…

Çocukken Taner hayli yaramazmış “Evdeki poselen tabakları kırar, eskiciye satardım. Bir süre sonra bunu duyunca, bana kızmak yerine elimdeki kırık tabakları 50 kuruş vererek satın aldı ve ben de bir daha kırmayacağıma dair söz verdim”

Nami abinin son anlarında Taner yanındaymış “Azrail benimle dalga geçiyor, İnsanları sevin oğlum, sevginin olmadığı yerde yaşam olmaz” demiş.Torunuyla görüşmek istemiş, telefonla konuşmuşlar. Sonra “Annenin ayak ucundan bana yer ayırın” demiş. Öyle yapmışlar…

Nami öğretmeni 2010 yılında bir aralık gününde 74 yaşında sonsuzluğa uğurladık..

SON SÖZ
Onlar Bigadiç’in çocukları, bu ülkenin onurlu öğretmenleriydiler…

Dolmaların Yılmaz,                                                                                                             Kavasların Avni                                                                                                                 Seferoğullarının Nami                                                                                                             
Bigadiç toprağının bağrında huzur içinde uyusunlar. Dualarımız ve sevgimiz onlarla olacak…

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz