Kaymakamlık Günlerim

Bigadiç.com /Köşebaşı / Oğuz Şenol / Bir zamanlar Bigadiç (5) / Bigadiç'te Kaymakamlık Günlerim

KÖŞEBAŞI 

BİR ZAMANLAR BİGADİÇ (5)

BİGADİÇ’TE KAYMAKAMLIK GÜNLERİM
OĞUZ ŞENOL

“Kaymakamlıkta nereden çıktı?” demeyin. Bizim görev yaptığımız dönemlerde ilçelerde Kaymakamın tayini çıktığı veya izine gittiği zaman, genellikle yerine Veteriner Hekimler vekalet ederlerdi.

İlçe kaymakamımız İsmail Korkmaz evlenmek için izine ayrıldığında beni çağırarak “Oğuz bey vekaleti size bırakıyorum. 20 günlük izine ayrılıyorum. Ancak zorunlu nedenlerle uzayabilir” dediğinde, benim için sorun yoktu. Çünkü daha önce görev yapığım Bingöl’ün Karlıova ilçesinde bu konuda hayli deneyim kazanmıştım. ”Gözünüz arkada kalmasın Kaymakam bey, sağlıkla gidip gelin” diyerek vedalaştık. ”Gönlüm rahat” diyerek ayrıldı. Sanıyorum kaymakam bey izinli olduğu süre içinde Bigadiç’te yaşanacakları tahmin etse, gönlü böylesine rahat olmazdı (!)

İLK OLAY  “OSMANCA KÖYÜNDE BİR EBENİN FERYADI”
Genellikle Kaymakamlık makamına gitmiyor, asıl görev yerim olan İlçe Tarım Müdürlüğünde oturuyordum. Henüz vekaletimin ikinci veya üçüncü günüydü.Telefondaki ağlamaklı kadın sesi “Kaymakam bey köye geldik ama, kalacak ev yok” diyordu. Kaymakamlık şoförünü çağırdım ve “Ahmet şu Osmanca köyüne gidip bakalım, köye ebe tayini yapılmış ama kalacak ev bulunmuyormuş” dedim. Ahmet  “Buraya çağıralım efendim” dediyse de, konuyu yerinde görmek en iyisiydi. 20 dakika sonra köydeydik.

Köyün ortasında eşya yüklü bir kamyon, yanında köyün muhtarı, ebe hanım ve eşi ile iki küçük çocuk bekleşiyorlardı. “Hoş geldiniz” dediken sonra, ”Sorun nedir ebe hanım ?“ diye sordum. “Efendim tayinimiz Balıkesir’e çıktı. İl sağlık müdürlüğü de bizi Osmanca köyüne görevlendirdi. Ancak burada kalacak lojman veya kirayla tutacağımız ev yok. Perişan haldeyiz. Ne yapacağımızı şaşırdık. Çocuklar da var” Bıraksam daha uzun uzun konuşacaktı. Muhtara döndüm;

“Muhtar bak ne güzel, köyünüze ebe verilmiş. Herkese nasip olmaz. Neden bir ev bulmuyorsunuz?” dediğimde, Muhtar “Vallahi Kaymakam bey sormadığımız hane kalmadı. Köyde boş ev yok. İdareten bizim evde kalsınlar desem nereye kadar?” diye yanıtladı.O sırada okulun yanındaki boş ev çalındı gözüme “Orası kimin ?” dedim. Muhtar ”Milli Eğitime ait, öğretmen lojmanı. Öğretmen Bigadiç’te kaldığı için şimdilik boş. Anahtarı bende, arada sırada ufak tefek bakımlarını yaptırıyoruz” dedi. 
 

“Tamam ebe hanım, indirin eşyalarınızı, kalıcı bir çözüm buluncaya kadar eviniz burası” dediğimde muhtar itiraz etmek gibi bir hamle yaptıysa da “Ben İlçe Milli Eğitim Müdürü ile görüşürüm” diye kararlı bir sesle kestim sözünü. Bigadiç’e döndüğümde İlçe Milli Eğitim Müdürüne “Osmanca’daki öğretmen lojmanında yeni tayin olan ebe hanımlar kalacak. İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bir tahsis yazısı yazıp onayını alalım. Nasılsa lojman boş, böylece değerlenmiş olur” dediğimde “Olur mu Oğuz bey, resmi tahsis onayı gelmeden, orayı kimseye veremeyiz” dediyse de “Sen yazıyı yaz, ben imzalayacağım. Öğretmende bu devletin memuru,ebe de “ diye sertçe bir tonda seslendim. Yazıyı sabahleyin elden Balıkesir’e gönderirken İl Milli Eğitim Müdürünü aradım ve durumu anlatarak yardımcı olmasını rica ettim. Sağolsun anlayış gösterdi, Osmanca ebesi ve ailesi o kışı öğretmen lojmanında geçirdiler. Devlet elbette memuruna sahip çıkacaktı…

BİR EMNİYET AMİRİ VE VEKİL KAYMAKAM …
Karlı bir Bigadiç gecesinde kapımızın sertçe çalındığını rüyada gibi algıladım. Alışkındım gece yarısı aranmalara.”Yine bir inek doğum yapamadı galiba” diye düşündüm. Saate baktım 03.15 gibiydi. Eşim de uyanmıştı. Pijamalı şekilde kapıyı açtığımda karşımda İlçe Emniyet Amiri duruyordu. İçeriye yoğun bir anason kokusu yayıldı.

“Hayırdır Başkomserim ?” diye sordum. Bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama, ne demek istediği anlaşılmıyordu. Karşımda resmi kıyfetiyle, görevli ve aşırı alkollü bir kamu görevlisi duruyordu. Bir olayı anlatmaya çalışıyordu. Şaşkındım, hayır hayır şoktaydım. ”Tamam siz gidin, ben üstümü giyip geliyorum” dedim. Sallana sallana dönüp gitti. Telefonla Komiser Muavini Ali Beyi aradım. ”Hemen Emiyet Amirliğine gelin, ben de geliyorum” dedim.

25 dakika sonra buluştuğumuzda “Başkomiserin açığa alınma yazısını hazırlayın, ben imzaladıktan sonra yarın elden Balıkesir’e götürürsünüz” dedim. Ali Bey “Ama” falan diyecek oldu, ancak kararlıydım. Yazı sabahleyin gönderildikten birkaç saat sonra tahmin ettiğim telefon geldi. Arayan Balıkesir Vali Vekili Hüseyin Terbaş’tı. Seviyeli, ancak biraz da sertçe “Oğuz Bey biraz afaki davranmıyormusunuz? Sonuçta makamda vekilsiniz, bu konuda kararı Kaymakam bey izinden dönünce verse daha doğru olmaz mı?” benzeri sözler söyledi. “Sayın Valim İlçenin güvenliğini sağlamakla görevli bir kişinin, böyle sorumsuz davranmaya hakkı yok, vekil  olarak benim böyle bir karar almaya yetkim var sanıyorum” dedim. “Evet var ama, bu kadar acele etmeseydiniz iyiydi” diye cevap verdi. ”Karar sizin Sayın Valim” dedim.

Açığa alma işlemi gerçekleşti. Devam eden soruşturmaların ardından Emniyet Amiri Başkomiser Bandırma’ya tayin edildi. Birkaç yıl sonra başka bir ilçede iken görevden uzaklaştırıldığını duydum. Bugün dönüp baktığımda, doğru olanı yaptığıma inanıyorum.

İFLAS HALİNDE BİR TAVUKÇULUK KOOPERATİFİ
Benim Bigadiç’e tayinim çıktığında, ne yazık ki burada var olan Tavukçuluk Kooperatifi çöküşe girmiş, olağanüstü bir borç yükü kapıya dayanmıştı. Daha önceki yıllarda adeta Türkiye tavukçuluğunun “Başkenti” olan Bigadiç bu özelliğini yitirmişti. Hazır Kaymakam vekili iken bu konuya bir çözüm bulabilirmiyim diye, geniş kapsamlı bir toplantı organize etmeye karar verdim.

Kooperatif yöneticileri, muhasebeciler, hukukçular ve ilgili birim amirlerinden oluşan toplantının sonucunda gördüm ki, liyakattan uzak, çapsız yöneticiler elinde kooperatif talan edilmiş ve tam bir çıkmaza girmişti. Oysa burası yüzlerce Bigadiç’linin ekmek kapısıydı.

Balıkesir’deki bir yem fabrikası, alacaklarına karşılık kooperatifin yem fabrikasını almak istiyordu. Buna tekelleşmeye yol açacağını, rekabeti ortadan kaldıracağını ve halkın daha pahalı yem kullanacağını düşünerek karşı çıktığımı belirttim. Nitekim yem fabrikası daha sonraları Tarım Kredi Kooperatiflerine devredildi ve uzun yıllar BigYem ismi ile hizmet verdi.

Vekilliğim sırasında daha birçok konuyu  “Mevzuat hazretlerini” yok saymayarak, ancak hızlandırarak çözüme ulaştırdım. Hepini anlatıp, sizleri sıkmak istemem. Bu kadarı yeter diyelim.

FİNAL
Artık Kaymakam vekilliğimin sonuna gelinmişti. Bu 35-40 günlük döneme şimdilerde dönüp baktığımda Bigadiç’te adeta Cevat Fehmi Başkut’un “Buzlar Çözülmeden” isimli eserinde olduğu gibi bir dönem yaşamıştım. Rahmeti Kemal Sunal’ın oynadığı “Deli Kaymakam” tiplemesinde olduğu gibi. Çoğunuz o filmi hatırlarsınız.

Kaymakam Bey döndüğünde, kendisine mühürü teslim etmeye gittim.”Efendim gelişmeleri size anlatmak isterim” dediğimde, sitemkar bir şekilde ”Gerek yok Oğuz Bey, bilgim var. Teşekkür ederim” diye yanıtladı. Benim yüzüme karşı söylemedi ama, duyduğuma göre “Bir daha ayrılmak zorunda kalırsam, vekaleti Oğuz Bey’e bırakmayı düşünmem” demiş. 

Kaymakam Bey haklıydı…

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com

Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz