Ahmet Gümüş'ü tanımak

Oğuz Şenol anlatıyor: Ahmet Gümüş’ü ilk kez Balıkesir’de düzenlenmiş olan “Bigadiç Gecesinde” tanıdım.

KÖŞEBAŞI
BİR ZAMANLAR BİGADİÇ (3)
AHMET GÜMÜŞ’Ü TANIMAK…
OĞUZ ŞENOL

Bigadiç’te yaşamayı ailece seviyorduk. Küçük yerlerdeki dostluğun, ev gezmelerinin, pikniğe gitmelerin ayrı bir tadı vardır. Biz Bigadiç’te kaldığımız  5 yıl süresince bunu doyasıya yaşadık. Kızım Bigadiç’te doğdu. Oğlum ilkokulun ilk 4 yılını Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Öğretmeni Ali Umur’u, en az beni sevdiği kadar sever.

Mesai saatleri dışında, bazen öğretmenler lokalinde briç oynar, bazen de esnafları ziyaret eder, onlardan “Eski Bigadiç’i” dinlerdim. Görev yaptığım ilçelerin özellikle yaşlı ve bilge kişileriye sohbet etmek, onlardan ilçenin geçmişini, geleneklerini dinlemekten hep tad almışımdır. 

Ahmet Gümüş’ü ilk kez Balıkesir’de düzenlenmiş olan “Bigadiç Gecesinde” tanıdım. Geceyi düzenleyenler beni mikrofana davet ederek yazmış olduğum Bigadiç şiirini okumamı istediler. Şiiri ilk kez kalabalık bir ortamda okudum ve çok ilgi gördü. Biraz sonra “Ahmet Gümüş seninle görüşmek istiyor” dediler. Masasına gittiğimde çok kibar bir davranışla ayağa kalktı ve bana yer gösterdi “Zahmet verdim size”

Böyle başladı Ahmet abi ile tanışıklığımız. İlk sözleri “Sizi yürekten kutluyorum, hiç kimse Bigadiç’i bu kadar güzel anlatamazdı, nerelisiniz Veteriner bey ?” diye sordu. Elazığ’lı olduğumu söyledim. O kadar beyefendi bir tavrı vardı ki, kendimi karşısında güçsüz hissettim. İkinci kez “Bigadiç’te  göreve başlıyalı ne kadar oldu?” diye sordu. ”Bir yılı birkaç ay geçti “ diye yanıtladım. “Hayret, hayret, hayret” diye büyük bir şaşkınlık gösterdi.
“Bu kadar kısa sürede, Bigadiç’i bu kadar tanımak, hayret, samurt dövmeyi bile öğrenmişsiniz, çoğu Bigadiç’li bile bilmez” dedi. 

O gecede başlayan dostluğumuz, O’nu 2020’nin 1 martında, Bigadiç’te Yeşilli caminin avlusundan sonsuzluğa uğurlayana kadar devam etti.

Ahmet Gümüş ismi her geçtiğinde, nedense O’nu hep koltuğunun altında Cumhuriyet gazetesi ile, Belediye binasına yakın dükkanına gitmek için o yokuşu yavaş yavaş tırmanırken hayal ederim. Başındaki kasketi ve kravatı O’nun ayrılmaz parçası gibi olmuştur hep. Yıllar boyunca Ahmet abiyi birgün bile kravatsız görmedim. Kimsenin gördüğünü de sanmıyorum.  

Arada sırada dükkanına uğrar sohbet ederdik.Ama her gittiğimde “Oğuz bey lütfen Bigadiç şiirini okurmusunuz” diye ricada bulunur, ben şiiri okurken gözünü uzaklardaki bir noktaya diker ve sanki şiirle birlikte adım adım Bigadiç’i gezerdi.

Birgün konuşurken sokağın karşı köşesini gösterdi ve “Eski dükkanım tam şuradaydı. Ahşap doğramalı, ahşap tavanlı küçüktü ama, çok güzeldi” dediğinde gözleri buğulanır, sesi titrer gibi olmuştu. “60 ihtilalinin ardından  Belediye Başkanlığım bitince, o dükkan oldu ekmek teknemiz. Dostların yardımıyla Philips bayiliğini almıştım. O yıllarda daha çok radyo satılırdı.” diye anlattı.  O ahşap ve küçük dükkanın önünde  kış aylarında mutlaka mangal yakar, duman bitip, kömürler kor halini alınca mangalı dükkanın içine alırmış. Bunu Sedat’tan(Ulus) dinledim. 

Belediye Başkanı Dr.Ahmet Ulus’un ayrılarak Amerika’ya gittiği  1958 yılında Ahmet abi Edremit’te maliye memuru olarak çalışıyormuş. Çok net hatırlamıyorum ama, Ahmet abi şöyle anlatmıştı o yılları; “Beni Bigadiç’e çağırdılar, öyle hızlı gelişti ki  her şey, kendimi Belediye Başkanlığı koltuğunda buldum. Ama çok sürmedi, tam 2 yıl dolmamıştı ki, 27 Mayıs 60 ihtilali oldu ve görevi bırakmak durumunda kaldım.”

Belediye Başkanlığı sırasında ihtilale yakın zamanlarda, dönemin Balıkesir Valisi “Gel bizim tarafa geç” diye sık sık istekte bulunmuş. Ahmet abi reddedince, bunlar çok ciddi tehdit boyutlarına ulaşmış. Ahmet abi “Bir minderim var, alır giderim Vali bey” diye cevap vermiş .O minderin hala dükkanında bulunduğunu kızı  Hatice hanım söyledi.

Bigadiç’li gençler 60 ihtilalini duyunca, o günün heyecanı ile Atatürk anıtına çelenk koymak istemişler. Ancak kaymakam izin vermemiş. Sonraları Koca Doktor olarak anılacak İsmet Eröz’ün de aralarında olduğu gençler belediyeye gelerek Ahmet Abi’ye durumu anlatmışlar. Sonrasını yine O’ndan dinleyelim; “Canım çok sıkılmıştı, Kaymakamın yanında birkaç kişi ile Belediyeye doğru geldiğini duyunca dışarıya çıktım. Kapının önünde karşılaştık. Buna hakkınız yok kaymakam bey, Atatürk anıtına çelenk koyulmasına nasıl izin vermezsiniz diye bağırdım. Gençler de yanımızdaydı, aramızda sert tartışmalar oldu”

Ben lafa girdim “Abi sadece tartışma değil, ben olayı başka yerlerden de dinledim, siz kaymakamın yakasına yapışmışsınız” dediğimde o naif, o sevecen insan adeta mahcup olmuşçasına “Bilemiyorum, o anın telaşı ile olmuş olabilir” dedi. Sonra Kaymakam Turan Bayazıt izin vermek durumunda kalmış ve gençler Atatürk anıtına çelenk koymuşlar.

Ahmet abi’nin Belediye Başkanlığı dönemindeki bir anısını da yine kızı Sayın Hatice Kırbıyık’tan dinlemiştim. “Bizim ailemizde asla para konuşulmazdı. Babam Belediye Başkanı iken belediyenin imkanları çok kısıtlıydı. Beş aydır Babamın da, çalışanlarında maaş alamadıklarını duyuyordum. Çok soğuk bir kış akşamı babam eve sevinçle geldi. Yanlış hatırlamıyorsam 500 lira maaş almıştı ve ilk kez o akşam evde para konuşuldu. Paranın nerelere harcanacağı, hangi borçlara verileceği hesabı yapılırken kapı çaldı. Gelen, kucağında çocuğu ile yoksul görünümlü bir kadındı. Belediye bana yardım etsin, açız, odunumuz yok çocuklarım donuyor diye konuştu. Babam paranın 235 lirasını kadına verdi. Kapıyı kapattığımızda belediyede para yok, bu da onun kısmetiymiş dedi. Bu anı kesinlkle unutmam. O günden sonra babamı daha çok sevmiştim”

Hatice hanım babasının kendilerine iki mektupla vasiyet bırktığınıda söyledi. ”Vasiyetinde maddi konularla ilgili hiçbir cümle yoktu. Özel konuların dışında, bizlere iyi insan olmamızı, dürüst olmamızı öğütlüyordu” 

İhtilal sonrası yapılacak ilk seçimler için Ahmet Abi’yi birçok kişi gruplar halinde ziyaret ederek belediye başkanlığına aday olması için ısrar etmişler. Ancak o kabul etmemiş. “Buraya kadar” demiş. 63’te yapılan seçimlerde çok iyi dost oldukları Mehmet Ulubak Belediye Başkanı seçilmiş.

Her yıl yaptığımız “BİKEV Şenliklerine” mutlaka katılır, yurtta kalan kızlarımızla sohbet eder, onlara eğitimin önemini anlatırdı. Bir defasında biz kız öğrenciye “Mutlaka okuyacaksın değil mi ? Bana söz ver” dediğini duymuştum.

Ölümüne kadar “Bayram yeri” dediğimiz İnönü caddesindeki tek katlı o mütevazi ve şirin evinde oturdu. Çiçeklerle dolu bahçesi, Bigadiç’in en güzeliydi. ”Orada kendimi genç hissediyorum” derdi.

Çok ısrar etmeme “Yapma Ahmet abi” dememe rağmen bana hep ya “Siz”,ya da “Oğuz Bey” demeye devam etti.

O beyefendi, o bilge, o güzel bir insandı.

96 yıllık “Koca Çınar” ı çok sevdiği Bigadiç toprağına emanet ederken, bana tadına doyamadığım sohbetlerini ve anılarımdan hiç yok olmayacak bir dostluk bıraktı.

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.
Halil KIRBIYIK
Sn. Oğuz Şenol'un kayınpederim Sn. Ahmet Gümüş ile ilgili yazdığı hatıratını büyük bir zevkle okudum. Babamın Beyefendiliği, aydın Cumhuriyet kuşağı temsilcisi olduğu daha güzel anlatılamazdı. Oğuz Bey'e içten teşekkür ediyor ve böyle bir yazıyı kaleme almış olmasından dolayı tebrik ediyorum. Ayrıca Eyüp Rıza Güzey'e de çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Saygılarımla. Prof. Dr. Halil Kırbıyık
25.11.2020 12:03 Yanıtla

Diğer Web Sitelerimiz