Bir Hikaye, Bir Röportaj

Bigadiç / Bir Hikaye, Bir Röportaj / Aktaran: Fatma Ordu / Bilgi Peşinde / Eyüp Rıza Güzey

BİR HİKAYE / BİR RÖPORTAJ

Sevgili Bigadiçliler, tam Helva ile ilgili bir yazı hazırlamaya başlamıştım ki; Fatma Ordu arkadaşımızdan Helva ile ilgili bir hikaye geldi. Ben de bu hikaye ile Tarihi Bigadiç Helvası ile ilgili bir zamanlar Anadolu Ajansından gelen Zafer Akpınar'ın yaptığı röportajı birleştirdim ve ikisini birlikte sunuyorum sizlere...

BİR HİKAYE: 1 TORBA TOZ ŞEKER...!
Bundan 30 yıl kadar önce, Bigadiç’te helvacılık yapan Mehmet usta iflas eder. Elinde avucunda ne varsa yitirir. Alacaklarını tahsil edemez, işçilerini çıkarır, iş yerini kapatmak zorunda kalır. Ama bir yerlerden de tekrar başlaması gerekmektedir. Helvacı Mehmet ustanın cebinde beş parası yoktur. Kalkar, hiç tanımadığı şeker satan bir dükkâna gider. Kendisini tanıtır helvacılık yaptığını iflas ettiğini anlatır. Parası olmadığını ve iş yerinin tekrar üretim yapabilmesi için acil bir torba şekere ihtiyaç duyduğunu, ancak şeker parasını helvayı yapıp sattıktan sonra ödeyebileceğini söyler.

Şeker satıcısı Bahaddin usta, Mehmet ustayı dikkatlice dinler, yerinden kalkar, yanında çalışanını çağırır “oğlum bir at arabası çağır, 20 torba şeker yükleyin, Mehmet ustamın dükkânına indirin” der. Şekerci Bahattin usta küçük bir kağıda da, isim, adres belirtmeden, sadece” 20 torba şeker” yazar, kâğıdı Mehmet ustaya uzatır, ardından da ”Mehmet usta sıkma canını!...Sen şu şekeri al Kazanını kaynat, helvanı yap, sat!... Ne zaman elin rahatlarsa o zaman gel borcunu öde! ”der.

Mehmet usta şaşkındır, ne diyeceğini bilemez. Bir torba şeker derken, 20 torba şeker bulmuş olmanın heyecanını yaşar. Hiç tanımadığı biri tarafından kendisine güvenilip 20 torba şeker verilmesi karşısında gözleri dolar, hıçkırıklara boğulur.

Mehmet usta şekeri alır, iş yerine döner. Kısa sürede helva üretimine tekrar başlar. Yaptığı helvaları satar. Şeker borcunu ödeyecek parayı toparladığında Bahattin ustanın yanına gider. Bahattin usta güler yüzle, ayakta karşılar, çay kahve derken, parayı Bahattin ustaya uzatır;”

Bahattin ustam Allah senden razı olsun, bizi tekrar ayağa kaldırdın, çark dönemeye başladı ” dediğinde. Bahattin usta; “Yok !... Kazanmanın sebebi ben değilim… Belki vesile olmuş olabilirim ama.. Ne varsa sendendir “der,
sonra da yanında çalışanlara; “Mehmet ustama 30 torba şeker yükleyin” talimatını verir. Mehmet usta sözünde durmuş, borcunu ödemiş olmanın huzurunu duyarken, Bahattin usta da karşısında işini tekrar kazanmış, sözünde duran birini görmenin bahtiyarlığını yaşar.

Merhamet etmek iyidir. Ancak acımak yetmiyor. Önemli olan ihtiyaç duyana, ihtiyaç duyduğunu, ihtiyaç duyduğu anda verebilmektir. Ve bir o kadar da önemli olan yapılan iyiliği unutmamaktır.

Eti kasaptan, balığı balıkçıdan, ekmeği fırından, meyveyi sebzeyi manavdan alın. Büyük marketlerin size ihtiyacı yok ama küçük esnafın tam da bugün size ihtiyacı var.. Tam da bugünler Bir çuval şekerin çok değerli olduğu günlerdir...

UNUTMAYALIM BİZİ BİZ YAPAN, BİRLİK BERABERLİĞİMİZDİR..
....

Yazı kime ait bilmiyorum, lakin tam da bugün bize lazım olan ruhu anlatmış kardeşimiz. Ben sadece Bigadiç'i ekledim, ki bundaki gayem de en iyi helvanın bizim şehirde yapıldığını hatırlatmaktı..

Biz birbirimize güvenmeyi yeniden öğrenmeliyiz, tıpkı 70'li 80'li yıllardaki. snafın açık bıraktığı dükkan kapısının önüne bir tabure koyup namaz için Camiye gittiği günlerdeki gibi. Selametle...

Kaynak : balikesirim.net


BİR RÖPORTAJ: 10 METREKAREDE 100 YILLIK LEZZET
Bigadiç'te 100 yılı aşkın süredir aynı teknikle üretilen helva, doğallığı ve eşsiz lezzetiyle ilgi çekiyor Çifte kavrulmuş susamdan şeker kullanılarak üretilen helvanın tadını bilenler ve duyanlar, kilometreleri aşıp Bigadiç'e geliyor 10 metrekarelik küçük bir dükkanda satılan helvada kesinlikle mısır şurubu kullanılmıyor.
 
İlçede oldukça mütevazı 10 metrekarelik dükkanda helva satan Ali İhsan Eröz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Erzurum'daki Atatürk Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümünden mezun olduğunu belirterek, 5'inci kuşak olarak helvacılığa devam ettiğini söyledi. 

Dedelerinden kalma tekniği 100 yılı aşkın süredir bırakmadıklarını, doğallıktan uzaklaşmadıklarını ifade eden Eröz, "Gelişen teknoloji ve üretim alışkanlıkları birçok ürüne mısır şurubunu soktu. Kapımızdan bugüne kadar glukoz ya da mısır şurubu hiç girmedi, girmeyecek" dedi.Ürünlerinde yerli susam kullandıklarını vurgulayan Eröz, şunları kaydetti: "Bu işin ustası babam. Hem babama yardım ediyorum hem de üretimini öğreniyorum. Fabrikasyon bir üretim değil, evimizde tamamen doğal. Tonlarca bir üretimden de söz etmiyoruz. Damak tadına hitap eden asırlık lezzeti bozmayacak ölçüde, miktarda üretim yapıyoruz. Çifte kavrulmuş susamı çöven suyuyla yoğurup şekerle tatlandırıyoruz. 

Aslında buradaki sır, ham maddelerde doğallığı seçmemizde gizli."Eröz, ürünlerinin, diğer tahin helvalarına oranla daha farklı bir renk ve lezzete sahip olduğunu anlattı.Bu lezzeti bilenlerin, kilometrelerce yolu aşıp Bigadiç'e helva satın almaya geldiğine dikkati çeken Eröz, "Yaz aylarında Edremit Körfezi'ne tatile gelenler, geri dönüşlerinde mutlaka helva alır. Kışın soğukta daha fazla tüketiliyor ancak yaz aylarında da sıcak diye talep düşüklüğü olmuyor" ifadesini kullandı.

Bigadiç denilince ilk akla gelenlerin başında helvalarının yer aldığını vurgulayan Eröz, ürünün bu kadar ünlenmesinde 100 yılın emeğinin bulunduğunu dile getirdi.Özel bir tekniğe sahip olmadıklarını bildiren Eröz, "Sadece yıllar önce kullanılanı tercih ediyoruz, o kadar. İlk kez bizi arayanların telefonla geri dönüş yapıp teşekkür ettiğine çok şahit olduk. İnşallah nice 100 yıllar daha bu lezzet korunur" diye konuştu.

Helvaya, günlük beslenmede mutlaka yer verilmesi gerektiğine dikkati çeken Eröz, özellikle bebeklerini emziren annelerin sütü ve çocukların enerji ihtiyacı bakımından çok faydalı bir gıda olduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak Zafer Akpınar / Anadolu Ajansı

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

Diğer Web Sitelerimiz